21:14:3319 Nisan, 2024
Ä°stanbul 13 Hafif yağmur
26 Eylül 2022 06:43

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi

Yükseköğrenim yurtlarımızda kalan öğrencilerimize vermiş olduğumuz beslenme yardımını günlük 25 liradan 60 liraya çıkartıyoruz. Böylece beslenme yardımını 2,5 katlık bir artışla aylık 1800 liraya yükseltiyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yükseköğrenim yurtlarında kalan öğrencilere verilen beslenme yardımının 2,5 katlık artışla, günlük 25 liradan 60 liraya yükseltileceğini, aylık miktarın 1800 liraya ulaşacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.

Erdoğan, son Kabine Toplantısı'ndan bu yana geçen üç haftalık sürede, ülke ve millet için eser ve hizmet üretmeye devam ettiklerini belirtti.

Yeni eğitim öğretim yılı açılışını, İstanbul Sancaktepe'de öğretmenler, öğrenciler ve velililerle gerçekleştirdiklerini dile getiren Erdoğan, bu vesileyle eğitimde 20 yılda ülkeye kazandırdıkları hizmetleri tekrar hatırlama imkanı bulduklarını söyledi.

Bugünün ve geleceğin dünyasına dair kısa bir ufuk turu yaptıkları gençlerle "oku, düşün, uygula, neticelendir" prensiplerini bir kez daha paylaştıklarını ifade eden Erdoğan, öğretmen atamalarından derslik sayısına, altyapıdan teknolojiye kadar eğitimdeki önceliklerinin neticelerini görmekten büyük memnuniyet duyduğunu kaydetti.

- İlk Evim İlk İşyerim Projesi'nde temel 25 Ekim'de atılacak

Türkiye'nin 81 ilinde ve ilçelerinde vatandaşları ev sahibi yapmak için yürüttükleri konut projelerini yeni bir kampanyayla taçlandırma müjdesinin ayrıntılarını 13 Eylül'de kamuoyuna açıkladıklarını hatırlatan Erdoğan, "Adını, 'İlk Evim İlk İşyerim' olarak koyduğumuz bu kampanya, toplamda 500 bin sosyal konutu, 250 bin konut arsasını ve 50 bin iş yerini kapsıyor. Kampanyanın ilk etabında 250 bin konutu, 100 bin konut arsasını ve 10 bin iş yerini 2 yıl içinde bitirerek hak sahiplerine teslim etmeyi planlıyoruz. Talep toplama süreci önümüzdeki ay sonuna kadar devam edecek projenin, 5 bin konutluk ilk diliminin temelini 25 Ekim'de atıyoruz." dedi.

Başvuru sayısı şimdiden 5 milyona dayanan kampanyanın, Türkiye'nin bugüne kadar yapılmış en büyük sosyal konut atılımı olacağına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Geçtiğimiz 20 yılda 1 milyon 170 bin konutu inşa etmiş bir hükümet olarak 2 yıl içinde 250 bin sosyal konutu tamamlayacak, ardından da süratle bunu 500 bine çıkartacak bu projeyi söz verdiğimiz şekilde hayata geçirmekte kararlıyız. Milletimiz sosyal konut kampanyamıza çok büyük bir teveccüh göstermiştir. Gençlerimize, emeklilerimize, engellilerimize, şehit yakını ve gazilerimize özel kontenjanlar ayırdığımız 'İlk Evim İlk İşyerim' kampanyasının bir kez daha ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum."

AK Parti hükümetiyle eser ve hizmette yarışamayanların yalan, yanlış ve iftira üzerine kurdukları hezeyanlarıyla ilk günden itibaren kampanyayı karalamaya çalışmalarını üzüntüyle takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Hep söylediğimiz gibi biz 20 yıldır eser ve hizmette yarışacağımız bir muhalefetin özlemini çektik. Görünüşe göre uzunca bir süre daha aynı arayışı sürdüreceğiz." dedi.

- "Türkiye'nin yükseköğrenim yurdu kapasitesi, Avrupa ülkelerinin çoğunun toplamından daha fazladır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitelerin açılmaya başlamasıyla öğrencilerin yurt taleplerini karşılayacak yeni adımları da devreye alacaklarını, yurt kapasitesini 182 bin yataktan 850 bin yatağa çıkartarak hiçbir gencin barınma sorunu yüzünden eğitiminden mahrum kalmamasını sağlamanın gayreti içinde olduklarını vurguladı.

Geçmişte, başvuran öğrencilerin çok cüzi bir kısmı yurda yerleştirilebilirken bunu yüzde 90'lar seviyesine çıkardıklarını aktaran Erdoğan, bu anlayışla 14 Eylül'de 105 yeni yurt binasının daha açılışını yaptıklarını hatırlattı.

Artan kapasite sayesinde ilk yerleştirmede dahi yüzde 80'lik bir talep karşılama oranını yakaladıklarını belirten Erdoğan, "İnşallah bu oran, zamanla daha da artacaktır. Bugün, Türkiye'nin yükseköğrenim yurdu kapasitesi, Avrupa ülkelerinin çoğunun toplamından daha fazladır. Dolayısıyla öğrencilerimizin barınma sorunlarını siyasi istismar aracı haline getirmek isteyenlerin dünyadan da Türkiye'den de haberleri olmadığı açıktır." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde kredi ve kurs konusunda da Türkiye'nin, dünyanın en ileri sosyal devlet uygulamasına sahip ülke olduğunu, başvuran her öğrencinin kredi, şartları tutan her öğrencinin burs alabildiğini kaydetti.

- "Amacımız yurtlarımızda kaliteli ve doyurucu yemek sunmaya devam etmek"

Erdoğan, müjdesini daha önce paylaştığı kredi ödemelerinin sadece anapara üzerinden yapılabilmesine ve geçmişteki ilave borçların silinmesine ilişkin düzenlemenin, ekim ayında Meclis gündemine de geleceğini belirtti.

Geçmişte her eğitim öğretim yılı açılışında gerginlik sebebi olan üniversite harçlarını da kendilerinin kaldırdığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu vesileyle üniversite öğrencilerimize bir de müjde vermek istiyoruz. Ek yerleştirmelerin devam ettiği ve fiyatlarını değiştirmediğimiz yükseköğrenim yurtlarımızda kalan öğrencilerimize vermiş olduğumuz beslenme yardımını günlük 25 liradan 60 liraya çıkartıyoruz. Böylece beslenme yardımını 2,5 katlık bir artışla aylık 1800 liraya yükseltiyoruz. Amacımız üniversite öğrencilerimize, yurtlarımızda kaliteli ve doyurucu yemek sunmaya devam etmektir. Yeni beslenme yardımı rakamının gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum."

- "Gençlerimize güvenmeye, onları her alanda desteklemeye devam ediyoruz"

Geçen hafta sonu Sakarya'da önce toplu açılış töreni vesilesiyle vatandaşlarla, ardından da seçimlerde ilk defa oy kullanacak gençlerle bir araya geldiklerini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle gençlerimizle gerçekleştirdiğimiz buluşmada, onların haklarına, özgürlüklerine, geleceklerine sahip çıkma iradelerini 2023'te sandıkta gösterme konusundaki kararlılıklarını görmekten memnuniyet duyduk. Birileri sabah akşam evlatlarımıza sadece umutsuzluk aşılarken, biz istikbalimizin teminatı olarak gördüğümüz gençlerimize güvenmeye, onları her alanda desteklemeye devam ediyoruz."

Pazar günü, İstanbul Ticaret Odasının 140'ıncı kuruluş yıl dönümü ödül töreninde iş dünyasıyla bir araya geldiklerini dile getiren Erdoğan, bu toplantıda hem İstanbul Ticaret Odasının ve Oda Başkanı Şekib Avdagiç'in çalışmalarını değerlendirme hem de ekonomi programlarını tekrar ele alma fırsatı bulduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uluslararası kuruluşlar, küresel ekonominin ve gelişmiş ülkelerin büyüme beklentilerini sürekli aşağı yönlü revize ederken Türkiye'nin büyüme oranını ise tam tersine sürekli yükseltiyor. Sadece bu bile ülkemizin potansiyelinin ve gücünün büyüklüğünü göstermeye yeterli bir işarettir." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, dünyanın ekonomik krizden savaşlara ve siyasi çalkantılara kadar pek çok sorunla boğuştuğunu, Türkiye'nin ise hem içeride hem dışarıda güçlü bir duruş sergilediğini söyledi.

Küresel krizleri önceden görerek, gerekli tedbirleri alma, mekanizmaları oluşturma, dayanıklılığı tahkim konusunda artık herkesin takdir ettiği birikime ve dirayete sahip olduklarını ifade eden Erdoğan, "Son 8-9 yıldır kesintisiz yaşadığımız saldırılar, maruz kaldığımız oyunlar, önümüze kurulan tuzaklar, bizi böyle bir erken uyarı sistemi oluşturmaya ve etkin şekilde çalıştırmaya mecbur bırakmıştır. Bu sayede, salgınla başlayıp, Ukrayna-Rusya Savaşı'yla süren küresel krizler döneminde, gelişmiş ülkeler dahi ne yapacaklarını bilemez şekilde savrulurken, biz hedeflerimize doğru yürümeyi sürdürebildik." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, asla paniğe ve korkuya kapılmadan, son asrın en büyük sağlık kriziyle mücadelede, kendi özgün programlarını oluşturup uyguladıklarını anlattı.

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda, her iki tarafla diyaloğu sürdürerek, tahıl sevkiyatından esir takasına kadar pek çok diplomatik başarıya imza attıklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şu an itibarıyla 5 milyon tonun üzerinde tahıl ihracatını gerçekleştirdik. Ülkemizi ısrarla bölgesel ve küresel karar alma mekanizmalarının dışında bırakmaya çalışanlara rağmen, her sürecin itibarlı, güvenilir, diyalogları kolaylaştırıcı ve sorunlara çözüm geliştirici başat aktörü olduk. Ülkemizi, kendi çıkarlarının bekçisi olarak görenler, bu yeni durumdan rahatsız olsa da biz süreci Türkiye merkezli olarak yönetiyoruz.

Hükümet olarak iç siyasette olduğu gibi dış politikada da dayatmaları kabul etmiyoruz. Türkiye'nin kazanımlarını daha ileriye taşımak için üç kıtayı birleştiren stratejik konumumuza mütenasip şekilde, farklı bölgesel kuruluşlarla ilişkilerimizi geliştiriyoruz. Ne Batı için Doğu'ya sırtımızı dönüyor ne de kuzey ülkeleriyle bağlarımızı güçlendirirken Orta Doğu ve Afrika'yı ihmal ediyoruz. Tıpkı Mevlana hazretlerinin, pergel metaforunda olduğu gibi, bir ayağımızı ülkemize sabitlerken diğeriyle de bölgemizden başlayarak tüm dünyayı kuşatıyoruz. Tarihi, beşeri, kültürel, kadim bağlarımız olan Balkanların güvenlik ve huzurunu kendi ülkemizden ayrı görmüyoruz."

- "Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile ilişkilerimizi çok daha derinleştirmeyi istiyoruz"

Erdoğan, kritik bir dönemde, Bosna Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan'da yaptıkları ziyaretlerin, hem bu ülkelerle ilişkilerin ilerletilmesi hem de istikrar ortamının korunması açısından faydalı sonuçlar doğurduğu değerlendirmesinde bulundu.

Özbekistan ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaptıkları temasların da Türkiye'nin genişleyen dış politika vizyonunu ortaya koyduğuna işaret eden Erdoğan, Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nde de bu anlayışla oldukça verimli temaslar gerçekleştirdiklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Toplam 3,2 milyar insanın yaşadığı, 20 trilyon dolar milli gelir üreten, 2012 yılından bu yana diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile ilişkilerimizi çok daha derinleştirmeyi istiyoruz. Bu niyetimizi, zirve kapsamında yaptığımız temaslarda muhataplarımıza açıkça ifade ettik." diye konuştu.

Zirvede, ev sahibi Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in yanı sıra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaagiin Khurelsukh, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile bir araya geldiklerini anımsatan Erdoğan, bu liderlerle hem ikili münasebetleri tüm yönleriyle ele aldıklarını, hem de bölgesel meseleler konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını bildirdi.

- Birleşmiş Milletler 77'nci Genel Kurulu temasları

Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nin ardından Birleşmiş Milletler 77'nci Genel Kurulu Genel Görüşmeleri'ne katılmak üzere New York'a geçtiklerini aktaran Erdoğan, Kovid-19 salgını sebebiyle 2 yıl sonra ilk kez yüz yüze yapılan genel kurul görüşmelerinin, son derece yoğun, verimli ve bereketli geçtiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

"Amerika'daki vatandaşlarımızdan Türk sivil toplum kuruluş temsilcilerine, farklı kesimlerden insanlarımızla bir araya gelerek hasret giderdik. Ayrıca Amerikan düşünce kuruluşu temsilcileri, iş çevreleri müteşebbisler, ülke siyasetinin önde gelen isimleriyle kapsamlı istişareler gerçekleştirdik. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Eğitimin Dönüştürülmesi Zirvesi'nde, Türkiye'de son 20 senede, eğitim öğretimde yaşanan gelişmeleri ve gelecek vizyonumuzu, liderlerle paylaştık.

Genel Kurula görüşmelerin ilk gününde hitap ettim. Buradaki konuşmamızda, Rusya-Ukrayna krizi başta olmak üzere uluslararası barış ve güvenliği ilgilendiren meseleler hakkındaki görüşlerimizi tüm dünyaya tekrar anlattık. Göç krizinden tahıl sevkiyatına kadar pek çok örnekle, Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada oynadığı ara bulucu role dikkat çektik."

Zirvede, terörle mücadeleden, Doğu Akdeniz ve Ege'deki gelişmelere, ekonomik dengesizliklerden Birleşmiş Milletlerin yönetim yapısına uzanan çok geniş bir yelpazede, Türkiye'nin yaklaşımlarını açık yüreklilikle dile getirdiklerini aktaran Erdoğan, yaptıkları toplantılarda ve ikili temaslarda, özellikle Rusya ile Ukrayna arasında barışı tesis etmeye yönelik gayretlerinin takdirle karşılandığını müşahede ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ziyaret vesilesiyle, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin yanı sıra bazı devlet ve hükümet başkanlarıyla da ikili görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildirdi. Erdoğan, görüşmelerine ilişkin şunları kaydetti:

"Devlet Başkanı düzeyinde, Ürdün Kralı, Libya, Guatemala, Finlandiya, Kırgızistan, Avusturya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Polonya liderleriyle bir araya geldik. Gürcistan, Almanya, İspanya, Japonya, Lübnan ve İngiltere başbakanlarını kabul ettik. Genel Kurul hitabımızın ardından aynı binada Katar Emiri ile Kazakistan, Finlandiya ve Güney Kore Cumhuriyeti cumhurbaşkanları ile Bangladeş Başbakanıyla sohbet ettik. New York'ta, İngiltere, Japonya, İsrail ve Guatemala liderleriyle ilk kez yüz yüze görüşme fırsatı bulmuş olduk. Ayrıca Amerikan Kongresi'nin üç ayrı üyesini, FIFA Başkanı ve Dünya Yahudi Kongresi Başkanı'nı kabul ettik."

-"Türkevi, küresel diplomasinin kalbinin attığı merkezlerden birisi haline dönüştü"

Açılışı geçen yıl yapılan Birleşmiş Milletlerin tam karşısındaki Türkevi binasının görüşmelere ev sahipliği yaptığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu sene Birleşmiş Milletlerin yanı sıra Türkevi de küresel diplomasinin kalbinin attığı merkezlerden birisi haline dönüştü. Muhataplarımızın hemen hepsi, savunma sanayi ve enerji başta olmak üzere ülkemizle iş birliğini güçlendirmeye hazır olduklarını söyledi. Özellikle tahıl koridorunun açılmasıyla yakalanan diplomatik başarının, esir takasıyla devam ettirilmesi, ülkemiz adına gurur verici bir gelişme olmuştur. Türkiye'nin bu konuda gösterdiği gayret ve üstlendiği sorumluluklar, işin zorluğunu bilenlerin gerçekten takdirle karşıladığı seviyededir."

Türkiye'nin çabalarına verdikleri destek için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'e teşekkür eden Erdoğan, "Hedefimiz, iki lideri en kısa sürede bir araya getirerek, daha fazla can kaybı ve yıkım olmadan, bu savaşı sonlandırmaktır." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.

Konuşmasında "Biz, dünyada savaşları, krizleri, gerilimleri sonlandırmak için samimi gayret sarf ederken, komşumuz Yunanistan'ın her tarafı buram buram tahrik ve provokasyon kokan politikalarını ibretle takip ediyoruz." ifadesini kullanan Erdoğan, Yunanistan'ın siyasi, askeri ve ekonomik olarak Türkiye'nin muhatabı ve dengi olamayacağını vurguladı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yunan siyasetçileri kışkırtarak üzerimize salanların asıl niyetlerinin, ülkemizin vaktini, enerjisini ve dikkatini dağıtarak büyük ve güçlü Türkiye'nin inşası programımızı engellemek olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ancak bu hem Yunan siyasetçiler hem Yunan devleti hem Yunan halkı hem de onları kukla gibi kullananlar bakımından tehlikeli bir oyundur. Daha geçtiğimiz ağustos ayında 100. yıl dönümünü kutladığımız zaferlerimizin, Yunan halkına ve yöneticilerine ödettiği bedelleri hatırlatmakta fayda görüyorum. Kısır siyasi hesapları uğruna ülkesini siyasi, askeri ve ekonomik olarak işgale uğratan Yunan yöneticiler, bunun hesabını er geç en başta kendi halkına vermek mecburiyetinde kalacaktır.

Türk askerinin süngüsünün önünden kaçtığı günleri unutturmaya çalışıp, bebekleri, çocukları, kadınları ve yaşlıları hunharca öldürdüğü Tripoliçe Katliamı gibi hadiseleri zafer günü olarak kutlayanlar henüz tarih önünde bunların hesabını vermediler. Aynı zihniyetin bugün Akdeniz'de, Ege'de botlarını batırarak, her şeylerini soyup dışarı atarak ölüme terk ettiği, hatta taammüden katlettiği çocukların ve tüm masumların hesabı da elbet bir gün sorulacaktır. Birilerinin etekleri altına saklanarak özgürlük de olmaz, kalkınma da olmaz, onurlu duruş da sergilenemez."

- Yunanistan'ın Doğu Ege adalarındaki faaliyetleri

Yunanistan'ın dört bir yanına yapılan işgal görünümlü yabancı askeri yığınakların Türkiye'yi değil, asıl Yunan halkını rahatsız etmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yunanistan'ın gelecek çeyrek asrını ipotek altına alan, bedeli mutlaka ödetilecek ekonomik ve siyasi angajmanlar bizi değil, asıl Yunan halkını tehdit etmektedir. Türkiye olarak biz bu filmi geçmişte seyrettik, çözdük, o defteri kapattık ve kendimize yeni bir yol çizdik. Şimdi Yunanistan'ın göz göre göre benzer bir felakete sürüklenmesinden bir komşu sıfatıyla samimiyetle üzüntü duyuyoruz. Ne o askeri yığınaklar ne o siyasi ve ekonomik destekler Yunanistan'ı bizim seviyemize çıkarmaya yetmez. Ama bu yanlış adımlar Yunanistan'ı her anlamda batağa sürüklemeye kafi gelir. Netice itibarıyla her alanda yakından takip etmeyi sürdürdüğümüz Yunanistan'a karşı gerektiğinde ülkemizin hak ve menfaatlerini, elimizdeki tüm imkanları kullanarak savunmaktan geri kalmayız, bu da iyi biline. Ama bunu yaparken kendi siyasi ve ekonomik hedeflerimizden, kendi kalkınma programlarımızdan zerre kadar taviz vermeyeceğimizi de açıkça belirtiyoruz."

- "Ulaştırma yatırımlarıyla sadece ülke insanının hayatlarını kolaylaştırmadık"

Erdoğan, Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşmasında, 2053 vizyonunu güçlü şekilde oluşturmasındaki ulaştırma altyapısının önemine işaret ederek, bugün uygulanan yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümeyi esas alan ekonomik programın üzerinde yükselttikleri altyapılardan birinin de ulaştırma olduğunu söyledi.

Kara, hava, demir ve deniz yollarındaki ulaştırma yatırımlarıyla sadece ülke insanının hayatlarını kolaylaştırmakla kalmadıklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu projelerle Avrupa'dan Asya'ya bölgemizin tamamının hızlı, konforlu, ekonomik şekilde buluşmasını sağlıyoruz. Londra'dan Çin'e kadar kesintisiz demir yoluyla gidilebiliyorsa, ülkemizde inşa ettiğimiz demir yolları, köprüler, tüneller sayesindedir. Karadeniz kıyılarımızdan Asya'nın ve Afrika'nın derinliklerine kadar oluşturduğumuz lojistik hatlarımız sayesinde dünya, tahıl krizi başta olmak üzere pek çok sorunun üstesinden gelebiliyor. İstanbul Havalimanı'ndan neredeyse her dakika havalanan uçaklar sayesinde 3-4 saatlik bir uçuşla dünya nüfusunun yarısına erişilebiliyor."

- Osmangazi ve Çanakkale köprülerindeki geçişler araç garantisinin üzerine çıktı

Erdoğan, bu noktaya kolay gelmediklerini, finansmanından projesine pek çok sorunu çözmek için çalışırken bir de muhalefetin "takoz koyma" çabalarıyla uğraşmak mecburiyetinde kaldıklarını belirterek, yaptıkları her projeyi engellemek için yürütülen karalama kampanyalarını, söylenen yalanları ve atılan iftiraları unutmadıklarını vurguladı.

Geldikleri noktada millete söz verdikleri her projeyi yaptıklarını, çoğunu tamamlayıp hizmete açtıklarını ve bir kısmının da inşasını hızla sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:

"Bunlardan biri de İzmir-Körfez geçişini de içeren İstanbul-İzmir Otoyolu'dur. Feribotla bir saati, yoğun vakitlerde araçla 1,5 saati bulan İzmit Körfez geçişini Osmangazi Köprüsü'yle 5 dakikaya indirdik. İstanbul'dan İzmir'e de otoyoldan 7-7,5 saatte gidilirken, şimdi 3,5 saatte gidilebiliyor. Sadece bu ayın ilk 22 gününde Osmangazi Köprüsü'nü günde ortalama, Bay Kemal burayı iyi dinle, 51 bin araç kullandı. Köprünün ve otoyolun araç garantisi oranı yüzde 116'ya, yani garanti rakamının çok üstüne çıkmış durumdayız.

Çanakkale Köprüsü ile iki kıta arasındaki geçişte yaşanan feribot çilesine son vererek 6 dakikada ulaşım sağlıyoruz. İşte modern olmak, medeni olmak bu Bay Kemal. Öyle 'Ana muhalefetim' demekle bir yere varamazsın. Bu ayın ilk 22 gününde Çanakkale Köprüsü'nün günlük araç ortalaması 8 binin üzerine çıktı. Geçmişteki tecrübelerimiz bize milletimiz bu hizmetin konforuna alıştıkça araç geçiş sayısının her geçen gün artacağına işaret ediyor. Giderdik 24 saat beklerdik. Ne olacak? Feribot gelecek, bizi alacak, bizi boşaltacak, ondan sonra tekrar dönecek. 24 saat yine bekle. Bugünleri yaşadık."

- Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün araç geçiş ortalaması

Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün boğaz araç geçiş trafiğine ve Kuzey Marmara Otoyolu'nun da İstanbul trafiğine çok büyük rahatlama getirdiğine işaret eden Erdoğan, şu bilgileri verdi:

"Bu köprüde günlük araç geçişi ortalaması 113 binin üzerine çıktı. Hani ne diyorlardı? 'Ne gerek var? Bunlara ne gerek var?' İşte bunlar geçmişin CHP'si. Menderes, Vatan Caddesi'ni yaptığı zaman CHP, 'Buraya uçak mı indireceksiniz?' diyorlardı. Aynı kafa, değişen bir şey yok. Bana dedikleri şey şu, 'Adını niye Yavuz Sultan Selim Köprüsü koydunuz? Ne koyacaktık? 'Kendi adını koysaydın...' 'Ben öldükten sonra siz koyarsınız' dedim. Bunlar bu kadar zavallı. Biz tarihimizle iftihar ediyoruz, tarihimizle gurur duyuyoruz. Onlar tarih yazdılar. Ondan sonra gelen büyüklerimiz, Kanuni'si, Fatih Sultan Mehmet'i, hepsi tarih yazdılar. Sultan Abdülhamid 33 sene gram yer kaybetmeden Osmanlı'yı yönetti. Gel gör ki şimdi utanmadan, sıkılmadan tarihçiyim diyenler filan maalesef şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar."