21:49:1124 Haziran, 2021
İstanbul 26 Açık
11 Mayıs 2021 04:06

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'tan İsrail'e sert tepki

“Mescid-i Aksa ve Kudüs” gündemiyle düzenlenen ‘Acil Kudüs Toplantısı’nda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Kudüs için tüm insanlığı harekete geçirecek ortak bir eylem planı hazırlamalıyız” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'tan İsrail'e sert tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Diyanet İşleri Bakanları, Başkanları ve Başmüftüleriyle “Mescid-i Aksa ve Kudüs” gündemiyle ‘Acil Kudüs Toplantısı’ düzenlendi.

İşgalci terör devleti İsrail’in Mescid-i Aksa’ya ve Filistinlilere yönelik yaptığı saldırıları karşısında yaşananlarla ilgili ve neler yapılabileceği hususunda istişarelerde bulunmak amacıyla çevrim içi düzenlenen toplantıda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Kudüs topyekûn insanlığın hukuk, ahlak ve vicdan sınavıdır. Kudüs, İslam ümmetinin iman ve kardeşlik imtihanıdır. Kudüs, sadece Filistinliler’in ya da Arapların değil, bütün Müslümanların hatta insanlığın ortak meselesidir.” dedi.

"MÜSLÜMANLARIN İZZET VE ONURU ÇİĞNENMEKTEDİR" 

İşgalci terör devleti İsrail’in tam bir barbarlık ve vahşetle Mescid-i Aksa’yı işgal etmeye çalıştığını, Mescid’de masum Müslümanlara canice saldırdığını belirten Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “İnsanlığın mirası yok edilmektedir. Peygamberlerin hatırasına hayasızca müdahale edilmektedir. Dinlerin, dillerin, kültürlerin, medeniyetlerin sembol şehri talan edilmektedir. Mescidin harimi ismeti ihlal edilmektedir. Müslümanların izzet ve onuru çiğnenmektedir. İslam’ın ilk kıblesine savaş açılmaktadır adeta.” ifadelerini kullandı.

"KUDÜS, İSLAM MEDENİYETİNİN BİLGİ VE DEĞERLER HAFIZASIDIR"

İslam medeniyetinin bilgi ve değerler hafızası olan Kudüs’ün, Müslümanların hâkimiyetindeyken barışın şehri ve selam yurdu olduğuna dikkat çeken Başkan Erbaş, Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İslam coğrafyasının işgal edilmesiyle Kudüs’ün de acının ve gözyaşının şehri olduğunu, tarihi mekanların tarumar edilerek şehrin kadim değerlerle bağlarının kopartılmaya çalışıldığını ve sürekli baskı ve uygulamalarla halkın, şehri terk etmeye zorlandığını anlattı.

Küçük alanlarda başlayan toprak istilasının, her geçen gün Yahudi nüfusun arttığı planlı bir işgale dönüştüğünü kaydeden Başkan Erbaş, “Bu süreçte Müslümanlar sürekli baskı, zulüm, işkence ve hatta katliamlara maruz kalmıştır. İslam coğrafyasının merkezinde bir avuç azınlık olarak inşa edilen işgalci bir topluluk, bir takım güç merkezlerinin de desteği ile uluslararası hukuku, ahlakı, kutsal değerleri hiçe sayan pervasız ve şımarık tavırlarıyla Ortadoğu’da barış ve huzurun önünde en büyük engel haline gelmiştir.” şeklinde konuştu.

"BÜTÜN DÜNYA BİLİYOR Kİ, MÜSLÜMANLAR BİRLEŞTİĞİNDE DÜNYANIN EN BÜYÜK GÜCÜNÜ OLUŞTURACAKTIR"

Kudüs’ü işgal edenlerin, bu cesareti İslam toplumlarının dağınık görüntüsünden aldıklarının altını çizen Başkan Erbaş, şöyle devam etti:

“Bugün Müslümanlar olarak hep beraber ciddi ve köklü bir muhasebe yapmak zorundayız. Ümmeti zayıflatan ve dağınık gösteren faktörleri kapsamlı olarak düşünmek zorundayız. Bugün artık slogan atmak, ağıt yakmakla yetinemeyiz. Çözüme dair müşahhas, kalıcı ve gerçekçi adımlar atmak zorundayız.

Derhal toparlanmalı ve ümmetin vahdetini temin etmeliyiz. Bu zor değildir. Buna ulema öncülük etmelidir. Bütün dünya biliyor ki, imkânlarını ve potansiyelini birleştirdiğinde Müslümanlar her açıdan dünyanın en büyük gücünü oluşturacaktır.

"YEGANE ÇÖZÜM, ÜMMETİN BİR ARAYA GELEREK ZULME VE İŞGALE ENGEL OLMASIDIR"

Filistin’i ve Kudüs’ü işgal edenlerin, dünyayı savaşlara ve kargaşaya sürükleyenlerin, hukuk, insaf, vicdan, demokrasi, insan hakları ve benzeri değerlerin hiçbirini umursamadığı ve dikkate almadığı artık kesinleşmiştir. Yegâne çözüm, ümmetin bir araya gelerek zulme ve işgale engel olmasıdır.”

Kudüs’te işgali ve zulmü engellemenin yolunun, Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi olduğuna dikkati çeken Başkan Erbaş, “Tarih boyunca Müslümanlar ne derece birlik ve beraberlik içerisinde olmuş ise Kudüs o derece barış, emniyet ve esenlik şehri olmuştur. Müslümanlar birlikte hareket etme, ortak kararlar alıp uygulama özelliğini ne derece yitirmiş ve kendi bünyelerindeki çeşitlilikleri, farklılıkları kavga sebebi saymışlar ise Kudüs, o derece Dâru’s-Selam yani barış, emniyet ve esenlik yurdu olma vasfını kaybetmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.