10:37:3129 Eylül, 2022
İstanbul 23 Parçalı az bulutlu
18 Temmuz 2022 07:12

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Öğrenim kredisi borçlarına faiz ve enflasyon farkı uygulanmayacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öğrenim kredisi geri ödemelerinin, enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın sadece alınan kredi rakamı üzerinden yapılmasını kararlaştırdık." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Öğrenim kredisi borçlarına faiz ve enflasyon farkı uygulanmayacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.

Milletin, İslam aleminin ve tüm insanlığın geride bırakılan Kurban Bayramı'nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbimden hepimize hayırla, sağlıkla, huzurla, esenlikle nice bayramlara eriştirmesini diliyorum. Kurbanlarını keserek yaptıkları hayır ve hasenatla bayramın bereketini aileleri, komşuları ve dostlarıyla paylaşmak suretiyle bu mübarek günleri ihya eden tüm kardeşlerimizden Allah razı olsun diyorum." ifadesini kullandı.

Erdoğan, İslam'ın beş şartından biri olan hac farizasını yerine getirerek Türkiye'ye dönmeye başlayan vatandaşların ibadetlerinin de mebrur ve makbul olmasını Allah'tan diledi.

"15 Temmuz ihanetinin nesiller boyunca hatırlanmasını sağlamak hepimizin boynunun borcudur"

Geçen hafta idrak edilen bir diğer önemli günün de 15 Temmuz darbe girişimin altıncı yıl dönümü olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Dünya tarihinde eşine az rastlanabilecek bir feraset, cesaret ve fedakarlıkla milletimiz tarafından akamete uğratılan 15 Temmuz ihanetinin nesiller boyunca hatırlanmasını sağlamak hepimizin boynunun borcudur. Pek çok yerde başarıyla uygulanan sinsi bir senaryoyu ülkemize de teşmil etmek isteyenlerin heveslerini canları pahasına gün doğmadan kursaklarında bırakan milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum. Rabbim ülkemizi bir daha böyle bir ihanetle karşı karşıya bırakmasın diyorum. Şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize sıhhat ve afiyetler diliyorum."

Bayram tatili vesilesiyle sılayırahim ve dinlenmek için ülkenin dört bir yanına seyahat eden vatandaşların gönüllerince günler geçirdiklerine inandığını belirten Erdoğan, "Ruhen ve bedenen dinlenmiş olarak evlerine, işlerine, günlük hayatlarına geri dönen her bir insanımızdan kendisi, evlatları ve ülkesi için daha çok çalışmasını, daha çok üretmesini, daha çok gayret göstermesini bekliyorum. Dünyadaki siyasi ve ekonomik dengelerin yeniden inşa edildiği şu kritik dönemde birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkıya sarılarak inşallah ülkemizi hak ettiği seviyeye hep birlikte getireceğiz. Türkiye'nin tökezlemesini, Türk milletinin pes etmesini, kazanımlarımızın heba olmasını, hedeflerimizden vazgeçmemizi bekleyenlere cevabımızı işte bu şekilde vereceğiz." ifadelerini kullandı.

İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelikleri süreci

Son yapılan Kabine Toplantısı'ndan bu yana yurt içinde ve yurt dışında pek çok programa katıldıklarını, görüşmeler gerçekleştirdiklerini, yürütülen çalışmaları da yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye'ye eser kazandırmak, vatandaşlara hizmet etmek için gece gündüz demeden çalışmayı sürdürdüklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Haziran'daki Kabine Toplantısı'nın ertesi günü NATO Liderler Zirvesi'nde Türkiye'yi temsil etmek üzere İspanya'ya gittiklerini anımsatarak, Ukrayna-Rusya savaşı sebebiyle önemli bir dönemde yapılan zirvede Türkiye'nin küresel ve bölgesel krizler konusundaki yaklaşımlarını en üst düzeyde dile getirdiklerini vurguladı.

NATO'nun genişleme politikasının Türkiye'nin hassasiyetleri çerçevesinde yürümesi konusunda gayet açık ve kesin bir tavır ortaya koyduklarının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

"İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelikleri sürecinin başlaması için masaya getirdiğimiz şartların kabulü üzerine şartlı onayımızı üye ülkelerle paylaştık. Bu ülkelerin şartlarımızı yerine getirmek için gereken adımları atmamaları halinde süreci donduracağımızı buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Ana muhalefetin, yavru muhalefetin öyle veya böyle değişik değişik bir şeyler söylemesi biz bu ülkede iktidarda olduğumuz sürece bizi bağlamaz. Özellikle İsveç'in bu konuda iyi bir görüntü vermediğini görüyoruz. Bizim Türkiye olarak bu konuda duruşumuz çok nettir, gerisini kendileri bilir."

"Ordumuza olan güvenimiz bir kat daha artmıştır"

İspanya programının ardından temmuzun ilk günü Milli Savunma Üniversitesine bağlı Harp Enstitülerinin diploma törenine katıldıklarını aktaran Erdoğan, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin personel temin ve eğitim sistemini 15 Temmuz'un ardından modern bir yaklaşımla ve günümüz ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırmıştık. Milli Savunma Üniversitemizin diploma töreninde yeni sistemin gayet verimli bir şekilde çalıştığını; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimize iyi yetişmiş subaylar kazandırdığını görmekten memnuniyet duyduk. Bu tablo karşısında FETÖ'cü alçakların tasfiyesinin hemen ardından en zor döneminde Türkiye'nin en kritik ve başarılı sınır ötesi harekatlarını gerçekleştiren ordumuza olan güvenimiz bir kat daha artmıştır." dedi.

Erdoğan, ertesi gün de aslında Bursa'da bir dizi programa katılacağını ancak küçük bir rahatsızlık sebebiyle programlara birkaç günlüğüne ara verdiğini belirtti.

İtalya Başbakanı Mario Draghi'nin, Türkiye'ye 5 Temmuz Salı yaptığı resmi ziyaretle çalışmalarına kaldıkları yerden devam ettiklerini dile getiren Erdoğan, ertesi gün de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u Beştepe'de ağırladıklarını kaydetti.

Erdoğan, Malezya Başbakanı İsmail Sabri Yakup'un 7 Temmuz'da yaptığı resmi ziyarette iki ülke ilişkilerini Kapsamlı Stratejik Ortaklık Seviyesine yükseltme kararı aldıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile yaptıkları telefon görüşmelerinde bölgenin barış ve huzuru konusundaki telkinlerini kendileriyle ayrı ayrı paylaştıklarını söyledi.

Bayram günlerinde de telefon diplomasisinin kesintisiz devam ettiğini dile getiren Erdoğan, İsrail Başbakanı Yair Lapid, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz El Suud ile telefonda görüştüğünü aktardı.

Ayrıca Suudi Arabistan Kralı Hadimul Haremeyn Şerifeyn Selman bin Abdülaziz El Suud ile de telefonda görüştüğünü kaydeden Erdoğan, Türk cumhuriyetlerinden Afrika'ya, Ortadoğu'dan Balkanlar'a kadar dost ve kardeş ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla pek çok telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşanan yangınları yakından takip ederek görevlendirdiği bakanlardan her aşamada bilgi aldığını ve gereken yönlendirmeleri yaptığını vurguladı.

Erdoğan, "Milletimizin şanlı direnişinin sembol mekanlarından İstanbul Saraçhane'de düzenlenen 15 Temmuz mitinginde vatandaşlarımızla kucaklaşarak şehitlerimizi yad ettik, gazilerimize şükranlarımızı sunduk. O gün Cumhur İttifakı'nın diğer kanadı Sayın Devlet Bahçeli ile beraber Saraçhane Meydanı'nda bulunduk." diye konuştu.

Erdoğan, yarın yapılacak Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi ve Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin yedinci toplantısı vesilesiyle bugün Tahran'a gideceğini belirterek, perşembe günü de Milli Güvenlik Kurulu Toplantısının gerçekleştirileceğini bildirdi.

Erdoğan, cuma günü İstanbul'da çeşitli açılışlara katılacağını, cumartesi de Kayseri programlarını gerçekleştireceklerini söyleyerek, "Durmak yok, yola devam. Aşkınan çalışan yorulmaz, inancımız budur diyerek Türkiye'yi büyütmeye, itibarını artırmaya, içeride ve dışarıda milletimizin çıkarlarını savunmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına çıkartacak, milleti hak ettiği refah seviyesine kavuşturacak projeleri planlayıp, inşa ettiklerini ve Türk vatandaşlarıyla birlikte tüm insanlığın hizmetine sunduklarını anlatan Erdoğan,"Yatırım, istihdam, üretim, ihracat odaklı büyüme stratejilerimize uygun biçimde hayata geçirdiğimiz eser ve hizmetlerin meyvelerini almanın mutluluğunu şu anda yaşayan ülkelerin başında geliyoruz." dedi.

İzmit Körfezi'ni otomobille mevcut yolu kullanarak geçmenin 1,5- 2 saat, feribotla da sadece deniz kısmıyla yaklaşık 1 saat sürdüğünü anlatan Erdoğan, yoğun günlerde çok uzun saatlerde ancak katedilebilen İzmit Körfez geçişinin artık Osmangazi Köprüsü'yle 5 dakikada tamamlanabildiğini söyledi.

"Osmangazi Köprüsü'nden sadece 8 Temmuz günü tam 80 bin 624 araç geçti Bay Kemal. Bu öyle herkesin karı değil, bu inanmış kadroların karıdır." diyen Erdoğan, şayet bu köprü olmasaydı bu kadar aracın feribotla taşınmasının mümkün olamayacağını, kara yolunun kilitlenip, seyahatlerin kesintiye uğrayacağını ve ulaşımın çileye dönüşeceğini anlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:

"İzmir-İstanbul Otoyolu, senin milletvekili olduğun yer Bay Kemal ve Osmangazi Köprüsü sayesinde bu güzergahta yapılan yolculuk çile olmaktan çıkmış, artık keyif halini almıştır. Nitekim 5 Temmuz ile 16 Temmuz tarihleri arasında Osmangazi Köprüsü'nü günlük ortalama 54 bin araç kullanmıştır. Böylece araç başı ortalama 6,5 saat ve toplam 4,2 milyon saat vakit tasarrufu ile 2,5 milyon litre yakıt tasarrufu elde edilmiştir. Sonuçta sadece bu tarihlerde İzmir-İstanbul Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü sayesinde ülkemiz yakıttan, zamandan ve emisyondan 140 milyon liralık bir kazanç sağlamıştır. Osmangazi Köprüsü ve İzmir-İstanbul Otoyolu'nun 2016 yılından bugüne garanti karşılama oranları yüzde 36'dan yüzde 116'ya çıkmıştır. Bu durum devlet kasasından tek kuruş harcanmadan inşa edilen projenin, devlete üste kazanç da sağlamaya başladığını gösteriyor."

"1915 Çanakkale Köprüsü'nü 8 Temmuz günü, 14 bin 275 araç kullanmıştır"

Erdoğan, Çanakkale Boğazı'nda tarihte ilk kez kesintisiz kara yolu bağlantısını sağlayan "enlerin ve ilklerin" projesi 1915 Çanakkale Köprüsü'yle boğazın bu güzergahtaki geçiş sürecinin de 6 dakikaya indiğinin altını çizerek, "Allah'a hamdolsun, bunlar bize nasip oldu ve bunlarla birlikte Türkiye gerçekten çağını farklı bir şekilde yaşamaya başlamıştır. Devletin kasasından tek kuruş çıkmadan 2 milyar 545 milyon avro maliyetle inşa edilen 1915 Çanakkale Köprüsü'nü 8 Temmuz günü, 14 bin 275 araç kullanmıştır. Nereden nereye?" diye konuştu.

Türkiye'nin dünyayla olan ticari ve sosyal ilişkilerine büyük katkı sağlayan 1915 Çanakkale Köprüsü'ndeki trafik akışının da tıpkı Osmangazi Köprüsü gibi bir süre sonra geçiş garantisinin üzerine çıkacağına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu arada köprüden geçecek araç sayısı tahminiyle, araç garanti sayısı arasındaki farkı bilmeyenlere de hakikatleri anlatmaya devam edeceğiz. İstanbul Boğaz geçiş trafiğine rahat bir nefes aldıran Yavuz Sultan Selim Köprüsü ise 8 Temmuz'daki 132 bin 377 araç ve günlük ortalama 60 binden fazla araç geçişiyle kamu-özel iş birliğinin en güzel örneklerinden biridir.

Hayata geçirdiğimiz kamu-özel iş birliği projeleriyle ilgili yalan, iftira, karalama kampanyalarının gerisindeki sinsi niyetleri biz gayet iyi biliyoruz. Türkiye'nin büyümesini, gelişmesini, zenginleşmesini istemeyenler, kalkınmanın temel altyapısı olan ulaştırma, enerji, şehirleşme gibi yatırımlarımıza saldırıyorlar. Bu hezeyanların amacı asla ülkenin çıkarını, milletin menfaatini, çevreyi veya benzeri hayırlı niyetleri savunmak değildir. Doğrudan ülkemize ve milletimize husumetlerini ifade edemedikleri için yatırım düşmanlığıyla ayağımıza çelme takmaya çalışıyorlar. Esasen ulaştırma yatırımlarımızın, ülkemize ve milletimize katkısını ifade etmek için sadece şu rakamlar bile yeterlidir. Son 20 yılda ülkemizdeki araç sayısı, hani diyorlar ya? 'Ekonomik durum şöyle, ekonomik durum böyle' 8,5 milyondan... araç sayısı veriyorum dikkat edin, 26 milyona çıkarak, 3 kat artmıştır. Hani ekonomik sıkıntıdan bahsediyordun? Bakın rakam ortada. Bu kadar korkunç bir rakama ulaşmış ve şu anda otomobil satış yerlerinde birinci el otomobil dahi bulmakta sıkıntı çekiyorlar ve ikinci elle işi idare etmeye çalışıyorlar. Bütün bunlara rağmen yaptığımız 112 milyar dolarlık altyapı yatırımı sayesinde kara yollarındaki ulaşım hızı güvenli, konforlu hale gelirken, trafik kazası oranları ve can kayıpları da yüzde 82 düzeyinde azalmıştır."

"Bu yoğunluğu Yeşilköy'ün kaldıramayacağını akıl ve vicdan sahibi herkes kabul edecektir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hava yollarında da durumun aynı olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Hava yollarımızda rekor üstüne rekor. İstanbul Havalimanımız bayram boyunca günde ortalama 1400 uçağın iniş kalkışına ve günde ortalama 230 bin yolcuya hizmet vermiştir. Bu yoğunluğu Yeşilköy'ün kaldıramayacağını akıl ve vicdan sahibi herkes kabul edecektir. Ve ne kadar haklı olduğumuz orada da ortaya çıktı. Dünya çapında birinciliklere doymayan İstanbul Havalimanı, Avrupa'nın en yoğun ve en iyi havalimanı olarak gösterilmektedir. Antalya Havalimanının kapasite genişletmesi ihalesine verilen 8,5 milyar avroluk bedelin ilk ödemesi olan 2 milyar 138 milyar avrosu 28 Mart 2022'de Hazine'ye aktarılmıştır. Mevcut kapasiteyle de bu havalimanımız 16 Temmuz'da toplam 1068 uçak ve 188 bin 504 yolcuyla o da kendi rekorunu kırmıştır."

Türkiye'ye 20 yılda asırlık kalkınma altyapısı kazandırmış olmakla gurur duyduklarını vurgulayan Erdoğan, "Hamdolsun bugün veya bugüne kadar neyin sözünü verdiysek yaptık. Allah'ın izniyle bundan sonra da milletimize verdiğimiz tüm sözleri yerine getirmeyi sürdüreceğiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, Türkiye'nin bir süredir istisnai dönemlerden geçtiğini, istisnai hadiselere de şahit olduğunu söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu istisna, Gezi olaylarında kimi şehirlerimizin ana meydanlarının yaklaşık 1 ay boyunca işgaliyle, sosyal bünyemizi çatlatma girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, çukur eylemlerinde PKK'nın kimi ilçelerimizin mahallelerindeki eylemleriyle, milli birlik ve beraberliğimizi yıkma girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, emniyet ve yargı içindeki hainlerin 17-25 Aralık'taki kumpaslarıyla, milli iradeyi gasp girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından oluşan belirsizliği fırsat bilenlerin siyaset kurumunu felce uğratma girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, 15 Temmuz'da ülkenin topyekün işgali, milletin topyekün esir alınma girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, Suriye sınırlarımız boyunca oluşturulmak istenen terör koridoruyla vatanımızı bölme girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, 2018'deki ekonomimizi mahvetme tehditleriyle ülkemizi dizleri üstüne çökertme girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, 2020'deki tüm dünyayı etkileyen koronavirüs salgını ile ülkemizi bu küresel sağlık krizinin altında bırakma girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, 2021 Aralık ayında başlatılan panikle ülkemizi kur dalgasında boğma girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, salgınla başlayıp Rusya-Ukrayna savaşıyla daha da derinleşen küresel çalkantıların faturasını ülkemize kesme girişimi olarak tezahür etmiştir. Bu istisna, halen maliyet artışları ile açıklanamayacak fiyat hareketlerinin tetiklediği enflasyon ve hayat pahalılığıyla insanlarımızı karamsarlığa sürükleme girişimi olarak tezahür etmeyi sürdürmektedir. Türkiye tüm bu imkanları başarıyla vererek yoluna devam etmiş, bugünlere gelmiş bir ülkedir. Avrupası'ndan Amerika ve Asya'sına kadar tüm dünyanın enflasyondan resesyona nice sıkıntılarla boğuştuğu bu küresel fırtınadan Türkiye'yi kurtararak inşallah sahili selamete ulaştırmakta biz kararlıyız. Yaşadığımız her tecrübe bize sonraki adımlarımız için eşsiz dersler vermiştir."

"Emin adımlarla hedeflerimize ilerliyoruz"

Erdoğan, geçmişten bugüne edinilen tecrübeler ışığında Türkiye'nin sadece altyapısını adeta yeni baştan inşa etmekle kalmadıklarını, yönetim sisteminde de köklü değişiklikler gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin zirvesini oluşturduğu bu değişimlerin her başlığının birer sessiz devrim niteliğinde olduğuna işaret eden Erdoğan, "Geçmişte siyasi, sosyal, ekonomik düzenimizi bir anda altüst edecek nice sınamayı bu süreçte nispeten küçük bedellerle atlatabilmemizi, gerçekleştirdiğimiz tarihi reformlara borçluyuz." diye konuştu.

Son dönemde ekonomide bu hakikatle yüzleşildiğini aktaran Erdoğan, dünyanın "gelişmiş" diye tabir edilen ülkelerinin bile göğüslemekte zorlandığı küresel krizleri başarıyla yönettiklerini vurguladı.

Erdoğan, "Önceliği istihdama ve büyümeye, yani insanlarımızın işine, aşına, huzuruna verdiğimiz programımız sayesinde içeride ve dışarıda artık yavaş yavaş itiraf da edilmeye başlandığı gibi emin adımlarla hedeflerimize ilerliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Kurdaki dalgalanmanın ve yükselen fiyatların insanların hayatında yol açtığı refah kaybını telafi edecek tedbirler aldıklarına dikkati çeken Erdoğan, asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar her kesimden vatandaşın gelir seviyesini yükseltecek artışlar yaptıklarını, yapmaya devam ettiklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yılbaşında ve temmuz ayı başında yaptığımız düzenlemelerle, insanımızı enflasyona ezdirmeme sözümüzü yerine getirdik. İnşallah yıl sonunda gelişmelere göre sabit gelirlilerin durumlarını yeniden gözden geçireceğiz. Aynı şekilde üretimin ve ihracatın artmayı sürdürmesi sayesinde küresel krizi fırsata çevirecek adımları da atıyoruz. Önümüzdeki şubat, mart aylarıyla birlikte uyguladığımız politikanın olumlu neticelerini daha iyi görmeye başlayacağız. Türkiye'yi 2023 hedeflerine kavuşturduğumuz gibi 2053 vizyonunu da inşallah biz şekillendireceğiz. Yaptığımız hiçbir fedakarlığın, döktüğümüz her damla alın terinin, verdiğimiz hiçbir emeğin boşa gitmeyeceğinden emin olunuz.

Ülkemizi geri kalmışlığın sefaletinden, vesayetin zincirlerinden, terör örgütlerinin pençesinden, darbecilerin saldırılarından, içerideki kifayetsizlerin basiretsizliğinden, dışarıdaki düşmanların tuzaklarından, velhasıl 20 yıldır bunca badireden nasıl kurtardıysak inşallah bugünkü sıkıntıları da yine biz çözüme kavuşturacağız. Yeter ki sabredin, yeter ki çalışalım, yeter ki üretelim, yeter ki ülkemize sahip çıkalım, yeter ki kardeşliğimize halel getirmeyelim, gerisi kendiliğinden gelecektir. Türkiye 2023'ü kazasız, belasız ve hedeflerine uygun şekilde geride bıraktığında, önümüzde yepyeni ve aydınlık bir dönemin bizi beklediğini hep beraber göreceğiz."

"Madalyalardaki branş çeşitliliği ülkemizde spor altyapısının dengeli bir şekilde geliştiğinin de işaretidir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sporcuların bu yılın 7 ayında uluslararası müsabakalarda gösterdikleri başarılarla herkesi gururlandırmaya devam ettiğini söyledi.

"Bu yıl ülkemize 38 farklı branşta 2 bin 632 madalya kazandıran sporcularımıza şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum." diyen Erdoğan, sporcuların son olarak Cezayir'de düzenlenen 19. Akdeniz Oyunları'nda başarı çıtasını biraz daha yükselttiğini ifade etti.

Akdeniz Oyunları'ndan 108 madalya ile dönen sporcuları tebrik eden Erdoğan, "Madalyalardaki branş çeşitliliği ülkemizde spor altyapısının nasıl dengeli bir şekilde geliştiğinin de işaretidir. Ülkemizin 81 şehrine inşa ettiğimiz spor tesislerini sporcu yetiştirme çalışmalarıyla, performans takip sistemiyle, modern antrenman teknikleriyle birleştirdik. Gençlerimizin azmi, kararlılığı, çalışkanlığı da üzerine eklendiğinde ortaya işte bu başarılar çıktı." şeklinde konuştu.

Erdoğan, 9-18 Ağustos tarihlerinde Konya İslami Dayanışma Oyunları ile 29 Eylül-2 Ekim tarihlerinde İznik Dünya Göçebe Oyunları'nın düzenleneceğini belirtti.

Ardından da Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları'nın geldiğini aktaran Erdoğan, "İnşallah bu müsabakalarda başarı ivmemizi artırarak sürdüreceğiz." dedi.

Geçen haftalarda yaz tatilini seyahatle geçirmek isteyen gençler için 81 ilde belirlenen yurtların 15 Temmuz-1 Eylül tarihlerinde açık olacağı müjdesini verdiklerini hatırlatan Erdoğan, gençlerin rezervasyon sistemiyle işleyen bu hizmetten yararlanmaya başladığını söyledi.

Gençlerin Türkiye'nin her köşesindeki tarihi eserleri rahatça görebilmeleri için Müze Kart cinsi uygulamayı da hayata geçirdiklerini dile getiren Erdoğan, bu sayede 18-25 yaş arasındaki tüm gençlerin 300'den fazla müze ve ören yerini ücretsiz olarak ziyaret edebileceğini vurguladı.

KYK borçlarına düzenleme

Bu yıl 750 bine yakın gencimiz yurt imkanından faydalanarak 520 binden fazla gencimiz burs ve 881 bindan fazla gencimiz öğrenim kredisi alarak eğitim öğrenimine devam etmiştir. Geçtiğimiz 20 yılda kredi ve burs miktarlarını 14 kat artırdık. Halen öğrencilerimiz lisansta 850 lira, dikkat edin biz göreve geldiğimizde bu 45 liracıktı. Şimdi ise 850 lira. Yüksek lisansta 1700 lira, doktorada 2550 lira kredi veya burs alıyor.

Yılbaşında bu rakamları tekrar revize edeceğiz, yükselteceğiz. Burs almak isteyen öğrencilerimizin başvuruları 12 farklı kamu kurumunun veri altyapısında yapılan taramayla gayet adil ve şeffaf bir sistemle değerlendiriliyor. Öğrenim kredisi ise başvuran her öğrencimize veriliyor.

Alınan kredilerin geri ödemeleri mezuniyetten 2 yıl sonra başlıyor. Şayet bu süre içinde mezun öğrenci henüz sigorta girişi olan bir işe başlayamamışsa elektronik devlet sistemi üzerinden ödemeyi erteleyebiliyor. Bugüne kadar kredi ödemelerinin yıllık güncellemesi belirli bir faiz oranı üzerinden değil, yurt içi üretici fiyat endeksi farkına göre yapılıyordu. Hiçbir zaman bir faiz uygulaması yapmadık. Ama Bay Kemal yalan bol utanmadan sıkılmadan faizden bahsediyor. Eğer sıkıyorsa gel kendin bunu ispatla. Kimden faiz almışız bunu ortaya koy.

Hiçbir öğrenci faiz uygulamasına tabi tutulmamıştır. Son dönemde enflasyonun arzu etmediğimiz düzeylere yükselmesi öğrenim kredisi güncellemelerinde beklenmedik rakamların ortaya çıkmasına yol açtı. Gençlerimizi elbette böyle bir yükün altında bırakamazdık.

Nitekim haftalar öncesinden ilgili arkadaşlarımıza talimatı verdik çalışmaları başlattık. Biraz önceki Kabine toplantımızda kredi geri ödemelerinin herhangi bir enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın sadece alınan kredi rakamı üzerinden yapılmasını kararlaştırdık. Yani ana para.

Bu uygulamadan halen kredi geri ödemesi yapan tüm gençlerimiz yararalanacak. Aldığımız bu kararla kredi geri ödemelerinde toplamda 26 milyar liranın üzerinde bir yükü gençlerimizin üzerinden kaldırmış oluyoruz.

Ücretli öğretmenlere ve usta öğreticilere müjde

Bir müjde de ücretli çalışan öğretmenlerimize ve usta öğreticilerimize vermek istiyorum. Her 5 ders için ilave bir saat ek ders ödemesi yapacağız. Haftada 30 saat derse giren öğretmenin alacağı ücret 3 milyon 400 TL'den 5 bin 740 liraya yükselmektedir.

40 saat üzerinden alacakları ücret de 7 bin 400 liraya çıkmaktadır. Devlete bağlı tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültelerinde son sınıf öğrencilerine asgari ücret kadar ödeme yapılacak. Hiçbir şiddet eylemi kabul edilemez. Bu ihanettir.