Friday, 20 September 2019
.
.
chevron_left chevron_right
Savunma

S-400'lerin dost düşman ayrımı

www.gaste24.com yazarı Hakan Kılıç, Yunanların "Türkiye S-400 aldı diyelim, sıcak çatışmaya girilirse bizim uçaklarımız uçamayacaksa kendi uçakları da uçamayacak çünkü S400’ün Yunan ve Türk F-16’larını ayırma gibi bir mahareti yok, hepsini düşman görüyor." yorumlarına dair açıklamalarda bulundu.

3702 Toplam Gösterim
S-400'lerin dost düşman ayrımı

Hakan Kılıç'ın gaste24'deki yazısı;

"Pazar günü twitter hesabımda dolaşırken bir hesapta, Yunanların son günlerde yorumlarda "Türkiye S-400 aldı diyelim, sıcak çatışmaya girilirse bizim uçaklarımız uçamayacaksa kendi uçakları da uçamayacak çünkü S400’ün Yunan ve Türk F-16’larını ayırma gibi bir mahareti yok, hepsini düşman görüyor." dediği yazılarak sayın takipçim tarafından bana bu doğrumu diye soruldu.

Ben de şu tweet’i attım:

Sonra baktım ki tweet çok rağbet gördü ve üstelik bu IFF mevzusu ile ilgili DM’den bir sürü soru gelmeye başladı “O zaman hem S-400 IFF hem de IFF ne demek nasıl çalışırı anlatayım” dedim. Çünkü medya ve sosyal medyada çok ciddi bilgi kirliği var. Hem de daha önce yazdığım bir “Kaynak Kodları ve IFF” yazısında eksik yazdığım hususlar olduğunu fark ettim ve “Hepsini düzeltmiş olurum” dedim.

Önce kısaca S-400 mevzusu:

Evet, Türkiye ile Rusya arasında yapılan S-400 alım sözleşmesi gereği S-400’e Türk yazılımcıların da katkısı ile Rus yazılımcıları/S-400 üreticileri bize has bir ek program yükleyerek Türk uçaklarını, Türk S-400 bataryasındaki standart radarlar olan (opsiyonel radarlardan alıp almadığımızı henüz bilmiyorum) 91N6E “Big Bird” ve 92N6E “Grave Stone” radarlarının dost uçağı olarak görmesini sağladılar veya sağlamış olacaklar.

Peki S-400 bizim uçakları dost görecek ise “Z.Müren” de bizi görecek mi? Yani Rus S-400 bataryaları da Türk uçaklarını veya Türk S-400’ü diğer NATO ülkelerini dost görecek mi? Cevap: ikisine de hayır. Uzatmaya gerek yok, Türk S-400 bataryası sadece Türk uçaklarını dost görecek onun haricinde dünyadaki tüm ülkelerin uçakları istisnasız olarak S-400 radarında “Unknown” yani bilinmeyen uçak olarak görünecek. Dikkat ettiyseniz “Düşman” demedim. Aynı şekilde Rusya’nın Suriye’deki S-400 bataryası tüm NATO’yu nasıl görüyor ise bizi de aynı şekilde bilinmeyen görecek. Bunun sebebi ise NATO’nun IFF sisteminin bir Rus sistemine entegresinin hem teknik olarak imkânsız olması hem de asla müsaade etmeyecekleri. Yani kurda koyun postu giydirip sürüye katmak gibi bir şey.

NATO uçaklarını bilinmeyen göreceği için ne tür sıkıntılar çıkar veya çıkar mı mevzusunu daha önce biraz özet olarak yazdım ama bu başka bir mevzu burada uzatmayacağım. Biraz kar-zarar hesabı gibi. Ancak açık yazayım “İyi ne güzel NATO’yu düşman görecek” diyen “Saf”lara katılmıyor ve gülüyorum. Zaten bunun Türkiye’ye bir faydası olmadığı gibi tatbikat, ortak operasyonlarda dezavantajı bir yana zannedildiği gibi NATO uçağı vurma faydası da yok. Çünkü birazdan anlatacağım üzere IFF’de “Düşman” diye bir şey olmadığı gibi “Düşmanımın düşmanı dostumdur veya dostumun düşmanı düşmanımdır” mantığı da yok. Hatta özetlemek gerekirse IFF’de sadece “dost uçağı” ve “Unknown/bilinmeyen hava aracı” var, “Düşman” diye bir şey yok.

Bu mevzuda diğer yanlış bilinen ise hepsinin satın alınıp TSK envanterinde olduğunu farz ederek yazıyorum: İster S-400, ister Patriot, SAMP-T,  hatta hatta isterse Hisar-O hava savunma füzelerinin radarında dost görünen bir uçağa mesela S-400’e NATO uçaklarını dost gösterebilsek, hatta daha ileri giderek bu saydığım hava savunma sistemlerinin radarda ben dostum diye bağıran bir Türk uçağına angaje olması durumunda operatör ısrarla bilinçli şekilde IFF dost uyarısını dikkate almayıp kilit atıp füze ateşlese Türk uçağını ben vuramam bu dost diyen bir sistem, füze yok, olmayacaktır da. Yani ısrar ederseniz (kazalara karşı çeşitli elektronik tedbir ve ateşleme önleme sistemleri olabilir) vurursunuz. Anlaşılsın diye saçma bir örnek vereyim: savaş çıkmış filmlerdeki gibi bir adam gelmiş F-16’nızı kaçırmış siz yukarıda saydığım füzelerden birini ateşlediniz ama dost uçağı diye füze kilitlenmiyor. Böyle bir şey yok. Yukarıdaki gibi hangi ülkeden hangi füzeyi alırsan al Türk uçağına bile çakar-geçer.

IFF (Identification Friend and Foe) Dost Düşman Tanıma Sistemi

IFF kısaca askeri platformların dost unsurlarının diğerlerinden ayırmasını sağlar. Türkiye NATO ülkesi olduğu için NATO uyumlu NATO IFF cihazlarını ve kodlarını kullanır. Eğer uçuşun NATO görevi ile ilgisi yok ise sadece TSK’nın sorgulamada dost göreceği kod da girilebilir. Kodlar uçuşa özel olabileceği gibi mesela Avrupa’ya NATO tatbikatına giderken, bazen günlük, bazen haftalık, aylık da olabilir. Hatta savaş zamanı saat başı hatta uçaklar için her iniş kalkışta değişebilir.

TSK'da F-16 ve diğer uçaklarda, her türlü hava, kara, deniz platformlarında halen hem ithal hem de lisans altında yerli üretim Mk XII/Mk XIIA[S] temelli milli NATO STANAG 4193 uyumlu IFF Mod 4, Mod 5, Mod 5/S IFF cihazları kullanılmaktadır. Türkiye milli IFF cihazını üretmiş ancak bildiğimiz kadarı ile daha çok deniz platformlarına uygulamıştır. Savaş uçaklarının ise gerek sayısının çokluğu sebebi ile maliyetin çok yüksek oluşu gerekse NATO ile uyumu kaybetmemek için milli cihazlar ile değişmemiştir. Çünkü aşağıda anlatacağım gibi IFF sadece kod değildir. Cihazın kendisi de NATO uyumlu olmalıdır. Nitekim barış zamanı çoğu zaman kriptosuz uçulur ama cihaz sorgulamaya yine “Ben NATO uçağıyım” der. Çoğu zaman barış zamanı bu cevaba güvenilir ama savaş/kriz zamanları veya bölgesel angajman kurallarının değiştiği bir hava sahasına kritosuz NATO uçağıyım diyen uçak da bilinmeyen yani düşman algılanabilir. Örnek, Kardak krizi Yunan uçakları.

Bunu şöyle anlatalım. Casusluk yaptınız NATO’nun o günkü kodunu Ruslara sattınız. Rusya da bunu bir SU-35’e yükledi gönderdi. SU-35 radarın IFF sorgusuna doğru cevabı veremeyecektir. Çünkü cihazı ve sistemi farklıdır. Zaten Rus uçağı alıp kullanmamızın konuşulduğu (medyamızda) bu günlerde Rus veya Çin uçağı kullanmaktaki sıkıntılardan biri de bu olacaktır. Bu S-400’ün NATO uçaklarını bilinmeyen yani Rus, İran, Suriye uçağı ile aynı görmesinden çok çok daha büyük bir sorun olacaktır.

Şimdi başka yerde yazdığım yazıya bazı ilaveler ile IFF’i özetleyelim:

Hava aracı veya uçak radar ekranında eko vermeye başladığında radar IFF sorgu sinyali gönderir. Uçaktaki cevaplayıcı cihaz doğru cihaz ise yani NATO uyumlu ve doğru kod yani o uçuşa atanmış kod doğru girilmiş ise doğru cevabı verecektir. Tabi ki radara da NATO tarafından o günkü uçuşun doğru IFF kodu verilmiş, gönderilmiş olmalı. Sorgulama sonunda radarda “Düşman” uçağı diye bir şey görülmez. “Düşman” modu diye bir şey yoktur. “Dost” ve “Unknown (bilinmeyen)” tanınmayan vardır. Sorgu yapılınca doğru cevap gelmeyip dost kodu çıkmaz yani bilinmeyen/Unknown gelirse şunlar çeşitli yöntemlerle araştırılır:

-Uçak Nerede?

-Ne yöne gidiyor?

-İrtifası ne?

-Telsiz teması var mı?

-ACO’ya uyuyor mu?

-İstihbarat var mı?

-Tehdit bölgesinde mi?

-Dost unsurlara yöneliyor mu?

Genelde bilinmeyen uçağın altında çok yakında bir kara birliği veya gemi yoksa tespit teşhis için QRA (Quick Reaction Alert) Alarm reaksiyon nöbeti bekleyen savaş uçaklara Scramble kalkış için alarm/emir verilir. Türk Hava Kuvvetleri’nde hemen hemen tüm üslerde hatta bazen yedek meydanlarda 24 saat boyunca 2 savaş uçağı QRA bekler (Pilot ve teknisyenleri dahil ve hava-hava füzeleri yüklü halde, piste en yakın hangarda). Uçak gider “Bu yolunu kaybetmiş bir sivil uçak” der veya “Yunan uçağı” der geri püskürtür veya SU-24’deki gibi uyarılara kulak asmaz ise düşürür, döner.

Peki “düşman” görülme nasıl olacak?

Normal zamanlarda (kodları aşağıda anlatacağım) kriptosuz IFF kodu yaygın kullanılır. Ancak NATO uyumlu cihaz her iki tarafta olmalı. Yani ABD uçağı o gün kod girmemiş ise de İncirlik’teki ABD uçağı, Ege’deki Yunan uçağı (angajman kurallarının normal olduğu zamanlarda) gibi dost gözükür. (Bu ifadem radarlarımızın Türk uçağı ile ABD/Yunan uçağını ayıramadığı manasına gelmez. Savaş çatışma anında nasıl olacak sonra anlatacağım). Ancak Rus, Suriye, İsrail uçağı hiçbir zaman dost gözükmez daima “unknown”dur. Çünkü bunların NATO IFF kriptosuz imkânları da yoktur.

Normal bir zamanda İtalya’dan kalkan bir İtalyan uçağı uzun mesafe ve özel tatbikat görevi ile geleceği için O UÇUŞA HAS IFF KODU yüklenir ve bizim radara bildirilir. Uçak girerken sorgulama yapılır ve bizim radar operatörü tabiri caizse “Bu bizim Don Alberto bırakın gelsin” der. Ancak İtalyan uçağına/Türk radarına kod yanlış bildirilmiş (olmaz ya) veya yüklenmiş ise Türk radarı bunu hava sahası ihlali görür ve yine QRA verilir.

Savaş/Kriz durumu ve “Düşman” Görmek

Evet barış zamanı daha doğrusu angajman kurallarının normal olduğu zaman ve hava sahalarında sadece dost ve unknown varken angajman kuralları değiştiğinde bütün unknown/bilinmeyenler bir anda “DÜŞMAN” olur. Yani ekranlar bu düşman olarak kodlamaz ama artık kullanıcı ekranını bu sahada dost kodu vermeyen herkes düşman olarak algılayacağı veya algılama emri almış olacağı için artık o uçaklar tüm taktik hava resminde ve operatör ekranlarında düşmandır. Bunun en güzel örneğini Suriye hava sahasında ve düşürülen Rus Su-24 uçağında yaşadık.

Siyasi otorite o zaman sürekli tacizler ve sınırımızda hatta burnumuzun dibinde muhaliflerin acımasızca bombalanmasını vb. gibi çeşitli gerekçeler ile Suriye sınırında angajman kurallarını değiştirdi ve bunu hem hava kuvvetlerimize hem de medya yolu ile (belki diplomatik kanal ile de, o kısmını bilmiyorum) karşı taraflara bildirdi. Ayrıntıya girip uzatmak istemiyorum ama angajman kuralları da seviye seviye. Mesela şu an Karadeniz ile Ege, Suriye ile İran tarafı aynı değildir, muhtemelen. Örneğin Ege’de her iki ülke hava sahası ihlallerini karşılıklı uçak kaldırarak ihlal yapan uçağı önleme püskürtme yöntemini uyguluyor. Yani her iki devlet “Girerse vurun, sakın affetmeyin” demiyor. Oysa Kardak krizinde tabiri caiz ise angajman mangajman kalmamış insiyatif yukarıdan yani siyasi otoriteden askeri emir komuta içinde ta Kardak yakınındaki Firkateynin komutanına kadar inmişti. Gemi komutanı namlunun hemen gerisindeki son yetkili makam olarak korkunç bir sorumluluk yüklenmiş ve karşı tarafın hamlesine göre ateş açma yetkisi verilmişti. Açıkçası denizcilerin en çok takdir ettiğim yanlarından biri de budur. Pilotları çok severim ama bir pilot kolay kolay savaş çıkaramaz ama bir gemi kaptanı bir ülkeyi savaşa sokar veya savaştan kurtarır.

İşte Suriye SU-24 olayında da bu oldu ve hava kuvvetlerine şu an Ege’deki angajman kurallarının çok ilerisinde olacak şekilde hava sahasını ihlal eden uçağı sorgusuz sualsiz düşürün emri verildi. İşte o günlerde Türk uçakları hariç tüm uçaklar IFF sorgusunda “düşman” olarak görülüyordu. Tabi olarak hem Suriye hem Rusya’da bulunan SU-24 uçağının IFF sorgusu veya radar ile uyruğu bilenemezdir. Hava kuvvetlerine Rus ise vurma, Suriye ise vur denmediği gibi bunu tespit edecek bir cihaz da yok. Sadece çeşitli ISR unsurları olabilir ki telsiz konuşmaları yani pilotun kullandığı dilden anlaşılabilirdi. Neyse konuya dönecek olursak o gün o anda o bölgeye “Şaşkın” bir ABD pilotu F-15 ile dalsa Ruslardan kaçsa ve kriptolu bir IFF kodu olmasa o bile düşman algılanacaktı çünkü emir açıktı. Sormalarına gerek yoktu ama zaman bulunmuş ki sorulmuş. Harekât merkezi angajman kurallarına rağmen Sayın Davutoğlu’na sormuştu. Bunu Sayın Davutoğlu’nun “Ben emir verdim” demecinden öğrenmiş olduk. Ayrıca bu olayda F-16 ile E-7T arasında ağ merkezli harp kabiliyetimiz adına ciddi bir kabiliyet sergilendi. Ancak bu açık kaynaklarda yazmasına rağmen burada bu ayrıntıyı yazmak istemiyorum. Belki rakip veya düşman ülkelerden hala farkında olmayanlar vardır.

Aynı şekilde Kardak krizi veya 74-Kıbrıs harekâtında NOTAM’lanan sahada NOTAM ile askeri yasak bölge ilan edildiğinde kendi uçağın hariç herkes düşmandır. Ancak deniz ablukalarında çok önemli bir ticaret yolu ise ülkeler tarafsız ülkelerin gemileri için geçiş hakkı vermektedir, tarihteki örneklerden. Ancak bunu havada yapmak zor. Hele sivil hava trafiği şeytan görmüş gibi o bölgeden kaçar.

Şimdi Şu Kodları Da Yazarak Bitirelim

Kullanılan modlar:

Sadece Mod3/A, C ve S modu sivil uçaklarca kullanılabilir. Geri kalanın tamamı askeri amaçlı platformlarca kullanılır.

Mod-1: 2 basamaklı 8’li koddur. 5 bitlik görev kodu sağlar (sadece askeri uçak tipini veya görevini tanımlar)

Mod-2: 4 basamaklı sekizli koddur ve kuyruk numarası sağlar

Mod-3/A: Hava trafik kontrolörü tarafından atanan uçak için 4 basamaklı sekizli kimlik kodu sağlar. Sivil pilotların transponder’lerine girdikleri moddur.

Mod-4: Kripto (şifreli sorgudur) kodlu soğulamaya 3 darbeli bir cevap verir. Dost/bilinmeyen cevabını veren ana sorgudur.

Mod-5: Mode S ve ADS-B GPS pozisyonunun kriptografik olarak güvenli bir versiyonunu sağlar. 4 ve 5 modları NATO kuvvetleri tarafından kullanılmak üzere belirlenmiştir.

Mod-C: Standart altimetreye göre irtifa bildirir. 4 basamaklı sekizli kod sağlar.

Mod-S: Seçici bir sorgu ile çoklu bilgi formatları sağlar. Her uçağa sabit bir 24 bit adres atanır.

Pilot Mod 1, 2, 4'ü değiştiremez. Ancak onları devre dışı bırakabilir. Böylece sadece 3 ve C modlarında cevaplayan normal bir sivil uçak gibi görünebilir. Sivil uçağın kokpitindeki transponder’in kapatılması gibi. (Kayıp Malezya B777’sinin pilotları veya uçaktaki birileri, hatırlayın transponder’i kapamıştı). Askeri transponderler (Tanker uçaklardaki vb.) sivil sorgulamalara yanıt veriyor. Bu yüzden savaş anında C modunu da kapatabilir."

Etiketler:
VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE