Saturday, 15 December 2018
.
.
chevron_left chevron_right
Orta Doğu

Alimden Zalim'e: Beşar Esad

Londra'da göz doktoru olan ve aklında hiç başkanlık fikri olmayan Beşar, artık değişecekti. O saf, temiz insanların gözlerini dünyaya açmak isteyen adam gidecek, yerine gözleri kör edecek zalimlikte bir diktatör gelecekti...

6882 Toplam Gösterim
Alimden Zalim'e: Beşar Esad

Mayıs 2004, Şam, Suriye

Suriye'de reformlar yapıp Suriye'nin kaderini değiştirmeyi düşünen Beşar ve Esma Esad çifti artık gelebilecekleri en yüksek seviyeye gelmek üzereler. Bu gece ise yaptıklardıkları opera evinin açılışına katılıyorlar. Ancak 14 yıl sonra ülkeleri viran hale dönecek, 10 milyondan fazla insan evini terkedecek ve yarım milyondan fazla insan öldürülmüş olacak.

Esad Ailesi:Bölüm 2 - Alışılmadık Başkan-

2004 yılında Orta Doğu'da her yerden savaş sesleri yükseliyor. Amerika ve müttefikleri Afganistan'da Taliban'la savaşıyor, Irak'ta ise Saddam Hüseyin'i deviriyor. Bu sırada Esadların ise savaşa girip "terörle mücadele etmek" gibi bir dertleri yoktu. Fakat Suriye, Irak'ın hemen yanı başındaki komşu bir ülke ve Batı onların desteğini istiyordu. Hiç kimse tam olarak hangi tarafta olduklarından emin değildi. Batılı içgüdüleri, Orta Doğulu kökenleri vardı. Fakat uluslarası arenada saygı görmek isteyen liderler gibi görünmek istedikleri aşikardı.

Esma Esad'a Londra'daki hayatından Suriye'deki hayatına geçişte nasıl değişikler olduğu sorulduğunda Esma Esad şöyle cevap verdi:

"Bunu söylediğim için beni affedin ancak medya Orta Doğu'da bir kadının baskı altına alınıp aktif rol oynamayacağını düşünüyordu. Bu benim için geçerli değildi. Ben dışarı çıkmak istedim. Ben sorunlar hakkında konuşmak istedim."

Esma Esad modern bir First Lady olmak istiyordu.Suriyeli insanlar için ilerlemin bir işareti olmak istiyordu. Fakat bir problemi vardı. Kocasının ailesi onun vizyonuna sahip değildi.

Esma Esad, özellikle Beşar Esad'ın kız kardeşi ve kendisinin görümcesi olan  Büşra Esad'la anlaşamıyordu. Ancak Esma'nın Beşar'ın ailesinden hiç kimseyle anlaşması kolay değildi.

İddialara göre,Büşra Esad her zaman baba Hafız Esad'ın gözde çocuğu olmuştu. Hatta Büşra'nın çok daha iyi başkan olacağını söylüyorlardı fakat Büşra sadece kadın olduğu için başkan seçilmemişti. Büşra'nın kocası,Beşar'ın kayınbiraderi, başkanlıkta gözü olduğu söylenen karizmatik ordu komutanı Asaf Şevket.

Asaf Suriye ordusunun en güçlü komutanlarından birisiydi ve belkide Beşar'a meydan okuyabilirdi.

Beşar'ın erkek kardeşi, şiddeti huy edinmiş, Suriye Cumhuriyet Muhafızlarının komutanı, Mahir Esad. Mahir hakkında konuşan herkes onun "deli,çılgın" olduğunu söylüyor. Hatta Mahir'i Saddam Hüseyin'le karşılaştırıp, Mahir'in ondan daha cani olduğunu söyleyen kişiler dahi var.

Ve ailenin annesi ve en sert üyesi olduğu söylenen Anisa Makhlouf. 2000 yılında kocasının ölümünden bu yana, rejimin sert bir çizgide olması gerektiğini savunduğu söyleniyor.Fakat fikirlerini sadece kapalı kapılar arkasında belli ediyor.

Esma Esad kendisine "First Lady" lakabını vermişti ancak ortada bir sorun vardı. "Lady Anisa" hala oradaydı. Bazı kaynaklar ikilinin bu olay üzerine kavga ettiğini dahi söylüyorlar. Büşra Esad ise Esma Esad'a şu sert sözlerle yüklenmişti:

"Annem hayatta olduğu sürece 'First Lady' olamayacaksın.'"

Esma tamamen farklı bir düşünce yapısından geliyordu. Esma, yapıcı bir rol oynayıp modernleşme hareketlerinde öncü olmak istiyordu. Bir First Lady olmak istiyordu. Fakat sonradan anladı ki bu mümkün değildi. Ailenin bir üyesi olarak kabul edilmiyordu.

Beşar Esad, göreve henüz başlamıştı bu yüzden ailesinin desteğine ihtiyacı vardı. Bu yüzden ailesinin Esma'yı dışlamasına göz yummuştu. Şu an için Esma Esad gözlerden uzak tutuluyordu. Esma'nın problemi, Beşar'ınkine bakıldığında oldukça küçük görülüyor.

Beşar Esad görevi babasından almıştı. Suriye'nin altyapısı berbat haldeydi ve insan hakları ihlalleri, terör örgütlerini fonlama konularında Suriye'nin kötü bir ünü vardı.

Beşar Esad Irak işgal edildiğinde Suriye'nin sonraki ülke olmasından endişe ediyordu. ABD'nin ilerlemesini durdurmak için hapishanelerdeki ekstermist grupları salmış ve Irak'a savaşmaları için göndermişti. Fakat Amerikalılar onun ne yaptığının farkına varmıştı ve Suriye'yi "hizaya getirilmesi gereken ülkeler" listesine almıştı.

Dönemin ABD Başkanı Bush:

"Suriye bölgede barışı sağlayacak girişimleri engellenmeye çalışan teröristlere yuva olmaya hala devam ediyor ve buna izin veriyor. Böyle ülkeler 'şer ekseni' kurmaya çalışıyor."

Beşar Esad'ın neredeyse herkesle sürekli artan problemleri vardı ve gittikçe daha da kötüye gidiyordu. Kendi tulumunda durmayı seven bir kişi değildi. Bu,kuruluşunda yer almadığı bir ülkeden ona kalan bir mirastı.

Hafız Esad acımasız bir insandı fakat Suriyeli insanlar onun fikirlerinde bir mantık olduğunu söylüyorlardı.Beşar Esad bugün hala Orta Doğu'da en gizemli lider olarak kalmaya devam ediyor.       

Gazeteci:"Başkan olmayı seviyor musunuz?"

Beşar Esad:"Böyle hissetmiyorum."

Gazeteci:"Böyle hissemiyorum diyerek ne demek istiyorsunuz?"

Esad:"Kendimi başkan olarak görmüyorum.Beşar gibi hissediyorum. Fakat sadece bir şey yaptığında veya Suriyeli insanları mutlu ettiğinde böyle hissediyorsun ve bu çok kısa sürüyor çünkü zamanınızın bir çoğunu problemlerle harcıyorsun. Her zaman üzerininde büyük bir sorumluluk olduğunu hissediyorsun. Zevk aldığın bir şeyi yapmıyorsun, bundan zevk almıyorsun."

Beşar Esad, uluslarası sahneden onay almak için kararlıydı. Amerikan biyografi yazarı  David Lesch'a kendi hikayesini anlatmak için başvurdu. 2004 ve 2008 yılları arasında Lesch, Beşar ve Esma ile vakit geçirdi ve onların konuşmalarını kaydetti.

Lesch:"Göz doktoru olmaktan vazgeçmesi gerektiği fikrinden dolayı pişmanlık duyuyordu. Göz doktoru olmayı gerçekten çok seviyordu. Bir operasyon yapıyorsun, adamın gözleri görmüyor sonra birden görmeye başlıyor demişti. Bir başkan olarak ise, bunun elde edilmesinin neredeyse imkansız olduğunu söyledi.Bir keresinde bana şunu itiraf etmişti. '100 hükümlük bir kararname yayınladım ancak sadece 4 tanesi geçirildi.'. Bu insana diktatör mü diyorsunuz? Düşündüğünüzden daha az gücü var. O taşlanmış bir rejimin mirasçısıydı.Pek başarılı olmadan hükümetin belirli alanlarında reformlar yapmaya çalışmıştı. Yaşlı Cumhuriyet Muhafızları geldi ve ona dedi ki 'Genç adam bunları yapamazsın çünkü bunlar bizim pozisyonlarımıza zarar verir.' Odada onla olan ve ona sadık olmayan pek çok insan vardı.

Gazeteci:"Karınız sizin başkan olmanızdan memnum mu?"

Beşar Esad:"Bence o beni seviyor. Bazı zamanlar şakalaşıyoruz.Bazen yorulduğumuzda diyoruz ki erken emekli olup gezmeye çıkalım."

Fakat Beşar'ın problemleri gittikçe daha da kötüleşmek üzere...

Sadece ülkesinin kuzeyinde-Irak'ta- bir savaş verilmiyor aynı zamanda ülkesinin batısında başka bir savaş başlamak üzere-Lübnan-.

Lübnan,kendi haklarına sahip olması gereken bir ülke gibi duruyor fakat Suriye, Lübnan'ı bir iliymiş gibi etkili bir şekilde  yönetiyor. Ancak bazı Lübnanlı politikacılar "Artık yeter." demeye başlamıştı ve Suriyelileri çıkarmak istiyorlardı. Bu politikacılar, eski başbakan Hariri ve Velid Canbolat önderliğinde hareket ediyordu.

Canbolat, Esad ailesiyle on yıllardan beridir muhatap oluyor.

Velid Canbolat:"Beşar. O babasından farklı.Babasıyla ilk defa el sıkıştığımda babamın katlinden sadece birkaç gün geçmişti ve biliyordum ki bu olaydan o sorumluydu. Bana baktı ve dedi ki 'Ne kadar da çok babana benziyorsun.' Fakat zamanla onunla pek çok kez buluştuk. İnanın ya da inanmayın, zaman içerisinde onla arkadaşlık ilişkimiz oluşmaya başladı. Babası çok daha zekiydi.Oğul-Beşar- o sade birisi gibi gözüküyor fakat bazı zamanlar birisiyle ilk kez tanışırsınız onu ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Biz birbirimizi sevemedik."

Canbolat ve Hariri'nin istediği şey Suriye'yi Lübnan'dan dışarı atmaktı. Fakat bu bir sorundu.

Lübnan'ı kontrol etmek, Hafız Esad'ın mirasıydı.Lübnan Sivil Savaşı sırasında Hafız Esad, Lübnan'a barış gücü yollamıştı.

Hafız Esad:"Lübnan sorunu bizim insanlarımızı ilgilendiriyor. Lübnan'daki kardeşlerimizi çektikleri zulümden kurtarmak için kendimizi feda ettik."

Fakat Hafız, barış gücünü Lübnan'da tutmaya devam etti ve yavaş bir şekilde Lübnan'ın siyasi arenasını ve ekonomisini ele geçirmeye başladı. Lübnan'ı tutmak için İsrail karşısında 2 kez savaşmak zorunda kaldı.

Hafız Esad:"Lübnan'da istikrarı bozmak isteyen İsrail ve eğer İsrail bize saldırırsa bizim elimizde savaşmaktan başka ne seçenek var ki?"

2000 yılında İsrail, Lübnan'dan çekildi. Bu, Esad ailesinin en büyük zaferlerinden biriyidi.

BM Güvenlik Kurulu Eylül 2004

ABD BM Büyükelçisi:"Lübnanlılar hala özgür insanlar olarak kendi haklarını koruma,seçimler yapma ve adımlar atma konusunda özgür değiller."

Eylül 2004'te Birleşmiş Milletler Hariri ve Canbolat'un tarafında olmaya karar verdi. BM, ilk ve son kez bir önerge yayınlarak Suriye'nin Lübnan'dan mutlaka çıkması gerektiğini duyurdu. Artık Beşar, bir seçim yapmak zorunda. Lübnan'dan çıkıp babasının mirasını yok etmek mi, BM'nin kararını yok sayıp Lübnan'ı kontrol etmeye devam etmek mi.

Ailesi, ne yapması gerektiği hakkında güçlü fikirlere sahipti. Anne Anisa, çok sert bir şekilde geri çekilme fikrine karşıydı. Bazı kaynaklar, Anisa'nın Beşar'ı sonraki başkan olarak görüp görmek istemediğinden pek emin değiller. Kocası öldükten sonra onun mirasını korumaya devam etmeye çalışıyordu. O, rejimin yerinde durduğundan emin olmaya çalışan itici güçtü.

Beşar ilk başta BM kararını yok sayıp devam etmek istedi. Eski başbakan Hariri'yi yüz yüze görüşmek üzere Şam'a çağırdı. İddialara göre Esad'ın Hariri'yi tehdit ettiği söyleniyor.

Velid Canbolat:"Görüşmeden panik halinde geri döndü. Dedim ki bu insanlar, bu rejim tehlikeli. Suriyelileri biliyorum,onların yöntemlerini biliyorum babaların adımlarını takip edeceklerdir.

Beşar Esad:"Basit bir soru soruyoruz. Bu önergenin amacı nedir? Suriye neden Lübnan'a egemen olmak istesin? Lübnan'dan hiçbir şey almadık. Kan tedarik ettik."

Beşar Esad bir taraftan annesinden laflar yiyordu.Annesi ona biraz büyü,adam ol diyordu. Beşar Esad ise kendisini annesine ispatamaya çalışıyordu.

Hariri bir taraftan boyunu aşacak adımlar atıyordu. Beşar ise bunu babasına asla yapamayacağını düşünüyordu. Bu adama hürmet etmek neymiş göstereceğim diyordu.

14 Şubat 2005

Lübnan'ın başkenti Beyrut bombalı bir araç infilak etti. Devasa büyüklükteki bu bombalı saldırıda eski Lübnan Başbakanı ve Suriye muhalifi Refik Hariri katledildi. Beşar'ın Lübnan'daki baş sorunu olan politikacı Hariri öldürülmüştü.

Velid Canbolat:"Yakın arkadaşlarınızdan birinin öldürüldüğünü öğrenmek kolay bir şey değil. Ve ben evinin önündeki kalabalığa onun öldüğünü duyuran ilk kişiydim. Bu olaydan 2 hafta önce bana kendisine bir şey olacağını hissetiğini söylemişti. Bana dedi ki 'Bak! Ya seni ya da beni öldürecekler.' Onu öldürdüler."

Tüm gözler Suriye'ye çevrilmişti. Lübnan'da çok yüksek katılımlı gösteriler düzenleniyordu. Herkes olaydan Suriye'yi sorumlu tutuyordu.

Şu anda yakından tanıdığımız Donald Trump'ın Milli Güvenlik Kurulu Başdanışmanı olan John Bolton şu cümleleri kurmuştu:

"Bu infaz, üst düzey Suriye istihbaratı yetkililerin bilgisi olmadan yapılmış olamaz."

Birleşmiş Milletler ise bu olayı görmemezlikten gelemeyiz diyordu.

BM çok kapsamlı bir cinayet soruşturma yürütmeye karar verdi. Ve Hariri'yi kimin öldürdüğünü bulmak üzere özel bir araştırmacıyı göreve atadı.

Suriye İstihbaratının içindeki kaynaklar Hariri'nin infazından Beşar'ın erkek kardeşi Mahir ve kayınbiraderi Asaf'ın sorumlu olduğunu söylüyordu.

Haberler, Mahir Esad'ın Lübnanlı güvenlik güçleriyle Hariri'ye suikast düzenlemek için birçok toplantı yaptığını duyuruyordu.

"Asaf Şevket Şam'daki en şaşırtıcı insanlardan biriydi. Saldırgan birisi ve ne istediğini biliyor.Ve o her zaman bir savaşçıydı. Amaçlarına ulaşmak için ne gerekirse yapardı. Ve bu adamın çok hırslı biri olduğunu söyleyebilirsiniz. Çok çok hırslı."

Dünya artık Beşar'ın erkek kardeşinin bu olayı üstlenip üstlenmeyeceğini veya da emrin bizzat Beşar tarafından verilip verilmediğini bilmek istiyordu.

Gazeteci:"Bu infazdan ilk ne zaman haberdar oldunuz?"

Beşar Esad:"Haberlerden.Ofisimdeydim."

Gazeteci:"Bildiğiniz üzere, siz okudunuz, ben okudum, Bay Hariri'nin Şam'a gerçekleşirdiği son ziyaretlerinden birinde onun sizin tarafınızdan tehdit edildiğini söyleyen insanlar var.Onu tehdit ettiniz mi bayım?"

Beşar:"Bu yasa dışı olan başka bir haddi aşma olayı. Her şeyden önce birini tehdit etmek benim doğamda yok. Bu oldukça açık. Fakat onu tehdit etmedim."

Gazeteci:"Böyle bir infaz için emir verir miydiniz?"

Beşar:"Bu benim ve bizim prensiplerimize aykırı. Ve hayatımda asla böyle bir şeyi yapmazdım. Eline ne geçecek ki? Bence hedef Suriye idi. Bu bizim Lübnanlılarla olan ilişkimizi etkileyecekti yani bunu biz yapmazdık çünkü çıkarlarmıza ve benim prensiplerime aykırı. Bunu asla yapmazdık. Mümküm değil."

Beşar Esad'ın Lübnan'dan çıkması için baskı giderek artıyordu.

Bush:"Suriye. Siz oradan askerleriniz ve istihbaratınızı çekin ki bu güzel demokrasi kendisini geliştirme şansını elde edebilsin."

Beşar Esad birden alışılmadık bir durumla karşı karşıya kalmıştı. Ve bir seçim yapmak zorundaydı. Rejim değişikliği yapmak aklındaki en muhtemel fikirdi. Gerçekten ABD öncülüğündeki koalisyon tarafından devrilebileceğini seziyordu. Gerçek bir tehdit sezmişti.

Hariri'nin ölümünden sadece 4 hafta sonra, Mart ayında, Beşar Esad boyun eğdi ve Lübnan'dan çekilme kararı aldı. Suriye, askerlerini Lübnan'dan çekecekti.

Esad ailesi resmen bir mücevherini kaybetmişti.Anne Anisa, oğluna üzgün ve oğluna kızgındı. Annesine göre Lübnan asla bir müzakere konusu olamazdı. Annesini yüz üstü bırakmıştı. Babasını hayal kırıklığına uğratmıştı.

Beşar Esad:"Konuşmama başlamadan önce geçen hafta bana bir çok kez sorulan bir soruya açıklık getirmek istiyorum. Geçen hafta bana neden solgun göründüğümü bunun nedenin baskılar mı olduğunu soruyordunuz. Sadece birazcık hastaydım. Size bunu söylüyorum ki bir daha bana sormayın."

Beşar için her şey ters gidiyordu. Babasının mirasından vazgeçmek zorunda kalmıştı ve Suriye'yi sayılır bir ülke yapmaktansa onu 'şer ekseninden bir ülke' gibi göstermişti.

Esma için bir First Lady olarak bu olay oldukça zor oldu. Kocası ve ailesi BM öncülüğünde yürütülen bir infaz soruşturmasında baş şüphelilerdi. İşte tam da bu sırada Esma Esad ön plana çıkmaya başladı. Hariri'nin infazından sonra sokağa inen Esma Esad'ı gören halk onun ne kadar ince ve zarif olduğunu söylüyordu. Halk ailenin içinde neler olduğunu merak ediyordu. Çünkü herkes biliyordu ki Esma Esad'ın istediği şey böyle bir olayla karşı karşıya kalmak değildi.

Esma Esad için kemerleri takma vakti gelmişti. Bu güçlü adama zor yolculuğunda eşlik edecekti. Bu onun için hayatta kalma savaşıydı çünkü Beşar'dan boşanma gibi bir şansı yoktu. Kocası, çocukları ve First Lady statüsü için savaşmak zorundaydı. Ve öyle de yaptı. Tüm savaşı boyunca Beşar'ın yanında durdu. Ve bir anda bir fırsat doğdu ve kendilerini Lübnan skandalından kurtaracak bir gelişme oldu.

Nisan 2005, Vatikan

Papa 2. John Paul vefat etmişti. Beşar ve Esma için bir fırsattı çünkü Vatikan cenazeye katılamayacaklarını söyleyemezdi. Cenazeye neredeyse tüm dünyadan liderler katılıyordu. Cenazeye gelen herkes memnuniyetle karşılanıyordu. 150 ülkeden liderler cenazeye katılacaktı. Bunu biliyorlardı. Bu onlar için her şey normal demek için bir yoldu.

Esma Esad cenazede kalabalığın arasında gördüğü herkesle konuşuyordu. İngiliz Başbakan Tony Blair Beşar'ı gördüğünde selam dahi vermemişti ancak Blair'in eşi, Esma'yı görünce durdu ve onla bir süre konuştu. Krizi yönetmek üzere harika bir rol oynamıştı. Belkide Beşar Esad karısının varlığının onu kurtaracağını düşünüyordu...Beşar Esad, Esma Esad ile çok daha güçlüydü ve Esad ailesinin kirli işlerini biraz da olsun kurtmak için göz önünde olması gerekiyordu.

2005 yılının sonlarına doğru Beşar, sarayda bazı güç değişiklikleri yapmaya karar verdı. Babasının zamanından kalma eski ihtiyar askerlerden kurtuldu. Problemlere yol açan kayınbiraderi Asaf Şevket'i dikkatli bir şekilde ordudan attı.

Bazı kişiler Asaf'ın Beşar'dan gücü almak istediğini düşünüyordu. Beşar Esad ise onu ordu yardımcılığı görevine getirme kararı aldı daha sonra savunma bakanı yardımcısı yaptı. Her ne kadar üste çıkıyor gibi gözükse de aslında giderek gücünü yitiriyordu.Rütbesi artıyordu ancak gücü azalıyordu.

Beşar Esad içeride zorluklarla boğuşurken bir yandan da BM ile uğraşıyordu. BM soruşturmasına yardım etmek istemiyordu ve bunu reddeti.Daha sonra bu soruşturma bir anda "tesadüf eseri" düşüverecekti. Bombalı araç saldırısı BM'nin Lübnan'da görevlendirdiği baş soruşturmacıyı öldürdü. Baş şüpheli BM'ye ifade verdi. Peki sonra ne mi oldu?

Ertesi gün Paris'te intihar etmiş halde bulundu.Suriye Televizyonunda bir başka isim ifadesinden vazgeçtiğini duyurdu. Ve Asaf Şevket, evinde kafasında bir kurşun ile ölü bulundu.

BM baş araştırmacısı "hayatından endişe ettiğini" söyleyerek istifa etti.

Suriye rejimi karşısındaki dava çökmüştü. Cinayet emrini verip vermedikleri davanın çökmesiyle beraber ortadan kaybolacaktı ve olaydan kurtulacaklardı.

Beşar Esad, Batı'nın korkak olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden bu kadar rahat hareket edebilmişti. Böylesine bir olaydan kurtulmuş olmak ona gösterdi ki ne kadar sert olursa o kadar az taviz verecekti. BM savaşından galip ayrılmıştı. Suriye Meclisinde bir kahraman gibi karşılandı.

Beşar Esad, 11 Eylül'de Irak'la test edilmişti. Lübnan'da test edilmişti. Ve ona göre tüm krizlerden başarıyla çıkmıştı. Bu ona daha çok güven kazandırdı. Bu andan sonra artık eski Beşar değildi.

Ekim 2006

Gazeteci:"ABD yayınladığı raporda Suriye'yi 'şer ekseni ülkeler' listesinde gösterdi. Bunu nasıl değerlendirirsiniz ve bunun hakkında ne yaparsınız?"

Beşar Esad:"Herkes saygınlığını umursar ancak biz gerçekliği daha fazla önemsiyoruz. Batının yaptığı en büyük yanlış ülkelere taktıkları etiketleri  kullanıp siyasal değişiklikler yapmak bunu taban alıp buna göre hareket ediyorlar. Çok büyük bir fark var. Ülkeleri,kurumları,insanları nasıl etiketlediğinizin bir önemi yok. Politika’da önemli olan bu başarılı mı değil mi, etkisi var mı yok mu. Sahada ve insanlar arasında etkili olduğu sürece tamamdır.”

Eskiden Suriye’ye gidip onla konuşan insanlar Beşar’ın başka güçler tarafından yönetildiğini düşünüyordu. Ancak BM soruşturmasından  yırttıktan sonra artık böyle düşünmüyorlardı. Esad’ın artık kendi kararlarını verebildiğini görüyorlardı.

Beşar’ın ailesi üzerindeki etkisi arttıkça aile ilişkileri de değişmeye başlamıştı. Beşar’ın kardeşi olan ve kocası (Asaf Şevket) öldürülen Büşra Esad, zamanının çoğunu Dubai’deki evinde geçiriyordu. 1.5 yıl ülkeden dışarıda yaşamıştı. Bu Esma Esad için iyi haberdi. Bir anda omuzlarındaki yük kalkmıştı. Artık anne Anisa’ya dahi karşı koyabilirdi ve koydu da. Anne Anisa zamanla bir köşeye itildi.

Esma Esad 2007 yılında bir yardım etkinliğine katılmıştı. Etkinliğin adı “Barış için Kadın” idi.

Burada bir konuşma gerçekleştirdi.

Esma Esad:”Bayanlar ve bayanlar (gülerek) ve bazı beyefendiler, iyi akşamlar.”

Bu etkinlikte dünyadan pek çok kadın Suriye’yi ziyarete gelmişti.

Esma Esed’in hikayesinde şöyle bir ayrıntı var. Esma Esed çocukluğunu Prens Diana’nın muhteşem popülaritesini izleyerek büyümüştü. Londra’da yaşıyordu. Prenses Diana onun için bir idoldü. Bir çok yardım etkinliğine katılıyordu, bazı meselelerde öncülük ediyordu.

Esma Esad çok hırslı birisi. Olduğu gibi görünmek isteyen, göz önünde olmak isteyen bir kadın.

Gariptir ki Esma Esad 2007 yılında yaptığı etkinlikte kadınlara seslenirken şu cümleyi kuruyor.

“Şu anda Suriye’de yaşayan 2 milyondan fazla mülteci var.” …

Yerinde oturup hiçbir şey yapmayabilirdi ancak o öyle yapmadı. Suriye’nin First Lady’si olmak istiyordu. Esma Esad artık eski bir diktatörlüğün modern yüzlü First Lady’si olmuştu.

Bazı kaynaklar, onun yönetimde olmak istediğini dahi söylüyorlar.Kaynakların bu duruma itiraz ettiği ancak Beşar Esad’ın bu tutumda olan kişileri kovduğunu beyan ettiler.

2007

Seçim yılı. Beşar Esad’ın başkanlığı 2.kez seçime gidiyor fakat değişmeyen bir şey. Seçim kağıdında ismi olan tek aday yine kendisi. Onu yakından tanıyanlar bu olayın onun açısında psikolojik bir dönüm noktası olduğunu söylüyor.

Beşar Esad başkanlığının ilk yıllarında kendisine ait poster veya resim istemediğini ve bunun bir modernleşme adımı olduğunu söylemişti. Aradan sadece 7 yıl geçmişti ve Esad poster ve heykelinin yapılmasına izin verdi. Portreler, müzikler… her şey geri gelmişti.

Artık Londra’dan gelen genç göz doktoru adam kaybolmuştu. Artık sert ve açık bir şekilde ülkenin yönetimini ele almış bir başkan vardı. Esad oyların %97’sini almıştı.

Esad, biyografisini yazdırdığı David Lesch:” Benim tanıdığım Esad bu olayı önemsemez, peh der geçerdi. Her şey zaten önceden ayarlanmış derdi ancak bana oldukça farklı bir şey söyledi. Bana kendisi hakkındaki değişimden bahsetti. Dedi ki ‘Beni seviyorlar, beni seviyorlar. Bu beni sevdiklerini gösteriyor.’

Beşar Esad için bir popülarite artışı, karizma var mıydı? Tabii ki vardı. Fakat bu oran %97 değildi.

Lesch:”Daha sonra arkama yaslandım ve içimden şöyle dedim ‘Vay, gerçekten gücünü sorgusuz sualsiz kabulleniyor’ sonra ona dedim ki ‘O zaman bundan sonra hayatının sonuna kadar başkansın.”

Seçimden sonra kutlamalar başlıyor… Onbinlerce insan Şam’da toplanmış. Beşar’ın yüzünün basılı olduğu tişörtler giyiyorlar, ismini haykırıyorlar ve meşaleler taşıyorlar.

Lesch:”Kendi kendine konuşurken dedi ki ‘Şimdi babamın neyi iyi yaptığını anlıyorum. Neyi neden yapmış olduğunu anlıyorum.”

Halk ise hala reformların gerçekleşmesini bekliyor. Gerçekte olan ise, Beşar’ın rejimi Hafız’ın rejiminden daha da ağır şekilde göz açtırmıyor. Gitgide daha fazla aktivist ve politikacı hapse atılıyor. Genelde ise davaya bile çıkarılmıyorlar. Bir çoğu rejimi eleştirdiği için işkenceye maruz kalıyor. Suriyelileri tek bir nizamda tutan isim ise Beşar’ın kardeşi, Mahir Esad. Mahir, Basil ve Beşar’dan sonra ailenin 3.çocuğu. İnsanları her zaman korkutan isim.Tıpkı amcası Rifat gibi. Ailede her zaman diğer insanlara korku salan 2.bir adam var. Bu adam sadece sizi öldürmekle kalmıyor. Ailenizi, yaşadığınız köyü dahi katlediyor.

Eski Suriye İstihbarat Örgütü Üyesi Abdül Macit Barakat:

“Mahir Esad gözü kara bir birey. Kibirli. Vahşi. Suriye’de kenevir ve esrar ticaretini yönetiyor. Geceleri geç vakitte gelmesiyle ünlü. Bana göre o kesinlikle akli dengesi yerinde olmayan deli bir insan.”

2008 yılında Mahir’in yaptıkları ortaya dökülmeye başladı. Mahkumlar hapishanede işkence yüzünden prostesto başlatınca, başlattıkları isyan vahşice sonlandırıldı. 17 mahkum katledildi. Daha sonra Mahir’in 4. Alayın sivil halka çatışmaya girdiği anların görüntüleri ortaya çıktı. Öldürdükleri insanların fotoğraflarını çeken bir isim vardı. Bu isim Mahir Esad’tı.

Haziran 2008, Paris

Irak Savaşı 5.yılına girmişken Fransa Başbakanı Sarkozy Beşar ve Esma Esad’ı Paris’e görüşmeye davet etti.

Beşar Esad:”O zamanlar Suriye’yi izole edebileceklerini düşünmüyordum. Çünkü barış süreci vardı ve Suriye hayati öneme sahipti. Terörizmle mücadeleden konuşmak istiyorlardı Suriye hayati öneme sahipti.”

Bu sıralarda Esad’lar tekrardan halka yönelik PR çalışmalarına başlamıştı. 3 PR firması kiraladılar. Fotoğrafçılar… ve Fransız bir belgesel takımına hayatlarına giriş izni.

Belgeselden bir an. Belgesel takımından birisi Esad’a neden arabayı tek başına sürdüğünü neden konvoyla gitmediklerini soruyor. Esad şöyle cevap veriyor:

“Hayır hayır. Suriye güvenli bir ülke. (Araba camına vuruyor) Kurşun geçirmez değil. Camı açabiliyorum.Özellikle de plaja gitmek için 3 saat araba sürmek zorunda kalıyorum. En eğlendiğim kısım da burası.”

Fransız belgesel yapımcısı Christian Malard:”Şam’a gidip Esad ailesiyle çekim yaptığınızda anlıyorsunuz ki bir oyun oynuyorlar. Bizim için.Onun birçok yüzü var. O çok yüzlü bir adam. Nazik ve açık fikirli birisi gibi görünüyor. Sonra bir bakıyorsunuz sert bir siyasetçi. Bir katil.”

Gazeteci:”Gerçek Beşar el-Esad kimdir? Reformcu mu tutucu mu?”

Beşar Esad:”Reformcu olabilirsiniz. Tutucu olabilirsiniz. Reformcu-tutucu olabilirsiniz. Çünkü size az önce dedim ki ben bir reformcuyum yani biz ileriye gidiyoruz. Yavaş fakat emin olarak. Stabil bir ülke olmak zorundayız. Özellikle de başkan olduktan sonra karşılaştığımız sorunlardan sonra.”

Malard:”Bana dediler ki ‘Christian, neden beraber operaya gitmeyelim?’   Tabii ki de operaya davet insanların hepsi de onların destekçisiydi. Yani bu büyük bir mizansendi. Beşar arabayı sürüyordu ve dedi ki ‘Şuna bak. Hiç güveliğe ihtiyacım yok. Özgürüz.Özgürce hareket ediyoruz . Hiçbir sorunumuz yok.’ Güvenlik mi? Hadi ama her yerdelerdi. Her yerde insanlar var.”

Beşar Esad:”Bir politikacı olarak benim için önemli olan şeylerden birisi ise açıklık. İnsanlara ne kadar açık olabilirseniz o kadar açık olun. Bu çok önemli. Ben hatalar yaptım diyebilmek.”

Gazeteci:”Bize kişisel hayatınızdan bir anekdot verir misiniz?”

Esma Esad:”Bir keresinde kızım, ona (Beşar) ne yaptığını sordu. Kızım, başkan olmanın ne demek olduğunu anlamaya çalışıyordu. Baba biliyoruz ofise gidiyorsun ve seni bazen TV’de görüyoruz. Senin yaptığın şey nedir? Beşar ona dedi ki ‘Ben insanlara yardım etmeye çalışıyorum.”

Etiketler:
VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE