Friday, 22 March 2019
.
.
chevron_left chevron_right
Gündem

AP'nin Skandal Türkiye Kararı

Avrupa Parlementosu, müzakerelerin askıya alınmasını talep eden Türkiye raporunu kabul etti. Raporda Ayasofya'nın cami yapılmamasına ilişkin maddeler de yer alıyor.

1236 Toplam Gösterim
AP'nin Skandal Türkiye Kararı

Avrupa Parlamentosu (AP), Hollandalı raportör Kati Piri'nin Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını öneren raporunu 109'a karşı 370 oyla kabul etti.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik Avrupa Parlamentosu'nun aldığı kararla ilgili açıklama yaptı. 

Ömer Çelik, Avrupa Parlamentosunun (ap) Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasını öneren Türkiye raporunu kabul etmesiyle ilgili, "Bizim açımızdan değersiz, hükümsüz ve itibarsız bir karar." ifadesini kullandı.

Çelik, Twitter hesabından, AP'nin kararına ilişkin paylaşımda bulundu.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Meclis'in bombalandığını anımsatan Çelik, "AP parlamentomuzla dayanışma için ziyarete bile gelmedi. AP Başkanı aylar sonra geldi. Ama darbeci liderlerle çalışmakta hiçbir mahsur görmüyorlar. AB'nin genişlemeden sorumlu komiserinin ırkçılığı, Türkiye raporunu hazırlayan şahsın demokrasiden çok terörü destekleyenlerle yakınlığı herkes tarafından bilinmektedir." ifadelerine yer verdi.

"Bu raporu size aynen iade ediyoruz" 

Vatandaşların 15 Temmuz'daki darbe girişimine karşı demokrasiyi korumak için her türlü bedeli ödediğini belirten Çelik, şunları kaydetti:

"Bu dünya tarihine geçecek emsalsiz bir duruştur. Bunu anlamaktan uzak AP'nin verdiği kararın zerre kadar itibarı yoktur. Biz demokrasi için bedel ödeyen bir milletiz. Demokrasimiz hak edilmiş bir demokrasidir. Bu uğurda Başbakan Menderes ve bakanlarımız şehit oldu. 15 Temmuz'daki darbe girişiminde şehitlerle ve gazilerle koruduk demokrasimizi. Demokrasimize notu tarih vermiştir, ödenen bedeller vermiştir. Irkçılara teslim olmuş AP'nin verdiği notun hiçbir hükmü yoktur. Salonlarında PKK sergileri açılan AP hangi yüzle demokrasimizi mahkum etmeye kalkıyor.

AP'ye sesleniyoruz. Bu raporu size aynen iade ediyoruz. Kabul ettiğiniz bu raporu, 'Avrupa Irkçılık ve İslam Düşmanlığı Müzesi' kurup kapısına asabilirsiniz. O raporu her gördüğünüzde, Avrupa'yı ırkçılara adım adım bir kere daha nasıl teslim ettiğinizi hatırlarsınız." 

Raporun kabul edilmesine ilişkin bir tepki de Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'den geldi. Bakan Gül, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Türkiye'ye karşı önyargılarla dolu bu rapor, tarihe Avrupa'nın bizatihi kendi değerlerine yabancılaşmasının belgesi olarak geçecektir.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın da AP'nin raporuna tepkisini dile getirdi

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: AP tarafından oylanan, hiçbir bağlayıcılığı olmayan tek taraflı ve objektiflikten uzak bu karar bizim açımızdan yok hükmündedir. Türkiye-AB ilişkilerine ivme çabalarını baltalama teşebbüsüdür. 

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda kabul edilen 2018 Türkiye raporunun içeriğinin, Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir ivme kazandırma konusundaki ortak gayretlerin arttığı bir süreci baltalama teşebbüsü olduğunu kaydeden Kalın, raporda gerçekleri yansıtmayan mesnetsiz iddialara başvurulmasının, Avrupa'daki aşırı siyasi akımların Türkiye'ye karşı sergiledikleri önyargılı tutumu açığa çıkarttığını kaydetti.

Kalın, “Seçimler öncesinde katılım müzakerelerinin askıya alınmasına yönelik tavsiye kararı, Avrupalı bazı siyasetçilerin ülkemize karşı olan samimiyetsiz popülist ve vizyonsuz tutumunun bir göstergesidir.

Bu, Avrupa siyasetinde yaşanan vizyon daralmasının endişe verici tezahürlerinden biridir. Öte yandan 370 evet oyu ile kabul edilen bu tavsiye kararı 751 AP üyesinin ortak iradesini temsil etmemektedir. Avrupa Parlamentosu tarafından oylanan, hiçbir bağlayıcılığı olmayan tek taraflı ve objektiflikten uzak bu karar bizim açımızdan yok hükmündedir” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanlığı da Avrupa Parlamentosu'nun 2018 Türkiye Raporuna ilişkin basın açıklaması yaptı.

Açıklama şöyle: 

"Avrupa Parlamentosu 13 Mart 2019 tarihinde Strazburg'da düzenlenen Genel Kurulunda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecine ilişkin somut hatalar, önyargılar ve haksız iddialar içeren bir karar almıştır. Nesnellikten ve adaletten uzak olduğu ilk bakışta görülen 2018 Türkiye Raporu, Türkiye'nin AB üyelik sürecine verdiği önem ve öncelik ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak niteliktedir. Söz konusu karar, Avrupa'nın geleceğini tehdit eden aşırılık yanlısı popülist söylemlerin bir yenisi olmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. 

Karar metninden, Türkiye'deki gelişmelerin adilane ve tarafsız bir şekilde değerlendirilmediği, raporun yanlı ve siyasi olduğu görülmektedir. 

Çok uzun yıllardır Avrupa Birliği'ne üye olmayı stratejik bir hedef olarak gören ve bu amacına ulaşmak için kararlılıkla yürüttüğü çalışmaları son dönemde hızlandıran Türkiye, aynı yapıcı ve onarıcı tutumu Avrupa Birliği'nden de beklemektedir. Ne var ki Avrupa Birliği'nin seçimle işbaşına gelen tek kurumu olan Avrupa Parlamentosu, Avrupa'da artan ayrıştırıcı, dışlayıcı ve yabancı karşıtı görüş ve politikalardan fazlasıyla etkilenmekte, Türkiye'ye karşı hasmane bir tavır sergilemektedir. 

Unutulmamalı ki, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi esnasında savaş uçaklarının bombaladığı TBMM, darbeye dur diyen Türk halkından aldığı cesaretle demokrasiye sonuna kadar sahip çıkmış bir kurumdur. O meşum gecenin ardından Avrupalı muhataplarımızın aziz Türk milleti ve Gazi Meclis'le dayanışma sergilemekten kaçındığı ise üzücü bir gerçektir. TBMM'de siyasal sistemdeki sorunları çözmeye yönelik başlatılan anayasal reform süreciyle Türk demokrasisinin daha güçlü ve etkin hale getirilmiş olması da ne yazık ki AB tarafından temelsiz gerekçelerle eleştiriye tabi tutulmaktadır. Bu kabul edilemez tavrın iyi niyetle açıklanması mümkün değildir. 

Bir kez daha anlaşılmıştır ki Avrupa Birliği'nin inşasını mümkün kılan değer ve ilkeleri açıkça hiçe sayan radikal görüşlerin zehirlediği bazı Avrupalı siyasetçiler, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki stratejik ilişkileri rayından çıkarmaya çalışmaktadır. 

Söz konusu kararın, dört yıl aradan sonra ilk kez yapılacak olan AB-Türkiye Ortaklık Konseyi Toplantısı'nın hemen öncesinde alınmış olması, Türkiye karşıtı çevrelere hoş görünme yönünde bir çabanın varlığına işaret etmektedir. Bu aynı zamanda Avrupa'da benimsediğimiz seçim kültürüne de aykırıdır. 

Her geçen gün artan sosyal, ekonomik ve siyasal sorunlar karşısında zorlanan Avrupa Birliği zor günlerden geçmekte, Birleşik Krallık'ın ayrılma süreci ile istikrarlı ve uyumlu yapısından giderek uzaklaşmaktadır. Avrupa Birliği, Brexit süreciyle ciddi bir güven bunalımı ve istikrarsızlık riski ile sınanmaktadır. Avrupa Birliği'nin geleceğine dair endişelerin artığı bu dönemde, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye gibi ilişkilerini derinleştirmek ve güçlendirmek isteyen stratejik önemi haiz bir ülkeye karşı bu tür söylem ve eylemlerde bulunması rasyonel değildir. 

Avrupa kendi kimlik krizini ve siyasi aşırılıklarından kaynaklanan bunalımlarını Türkiye üzerinden gidermeye kalkarsa hem Türkiye ile ilişkileri bakımından hem de aşırılıkları cesaretlendireceği için sonu kendisi için sorunlu bir yola girmiş olur. 

Avrupalı dostlarımıza hatırlatmak isteriz ki Avrupa bütünleşmesini gerekli kılan şey, aşırılık yanlısı, ırkçı ve yabancı karşıtı politikalara sarılan popülist siyasetçilerin getirdiği yıkım olmuştur. Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik tavrında somutlaşan benzer duygu ve fikirler, Türkiye'den ziyade Avrupa'nın huzur, istikrar ve refahını tehdit etmektedir. Bu yanlış yöndeki gidişatı tersine çevirmek adına önemli bir şans olan AB-Türkiye Ortaklığı, şahsi çıkarlarına odaklanan aşırı akımların temsilcisi olan milletvekillerinin önyargılarına kurban edilmemelidir. Avrupa'nın aklıselim davranıp böylesine büyük bir hatadan derhal dönmesi içten temennimizdir. 

Buna benzer haksız kararların Türkiye'yi tam üyelik hedefinden saptıramayacağını teyit ederken, dostane ve yapıcı ilişkilerin temini için Avrupa Birliği'ne daha büyük sorumlulukların düştüğünü bir kez daha hatırlatırız. Mayıs ayında yenilenecek olan Avrupa Parlamentosu'nun, Avrupa'nın lâyık olduğu adil, rasyonel, çoğulculuktan ödün vermeyen ve demokrasinin erdemine inanan siyasetçilerden oluşmasını içtenlikle dileriz. Bu vesileyle, yeni seçilecek üyeler ile TBMM üyeleri arasında ahenkli ve yapıcı bir iş birliği sürecinin başlamasını arzuladığımızın kayda geçirilmesini dileriz." 

Etiketler:
VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE