Wednesday, 20 November 2019
.
.
chevron_left chevron_right
Analiz

ABD’nin “O Çocukları”

"Ayrıca yine Ortadoğu’da gerçekleştirdiği silah satışı üzerinden kazandığı finansal kazanç, ‘terörle mücadele’ söyleminin önüne geçen diğer bir çıkar faktörü olarak kendini göstermektedir. Bütün bu politikaları gerçekleştirirken, atacağı adımlara uluslararası kamuoyunda meşruiyet kazandırmak amacıyla başına ‘İslam’ kelimesini koyduğu ‘İslami Terör’ ile mücadeleyi öne sürmüştür. Bu durum aynı zamanda Batı toplumlarının gözünde Müslümanlığın terör ile bağdaşmasına neden olmuştur."

17022 Toplam Gösterim
ABD’nin “O Çocukları”

Afgan Mücahidlerin Silahlandırılması

1979 Sovyetlerin Afganistan’ı işgali, Sovyetler için sonun başlangıcı olurken, bu işgalin neticesi ABD için dış politika anlamında yeni bir başlangıcı teşkil etmiştir. Sovyet işgali ile Afganistan’da güçlendirilen mücahidler, Sovyet tehditinin ortadan kalkması ile birlikte ABD’nin dünyaya ‘Radikal İslamcı Terör’ adı altında sunduğu yeni tehdit olmuştur. Bu tehdit üzerinden Siyasal İslamı ve Müslümanlığı terörize ederek, gerek Irak, gerekse de Arap Baharı süreci ile Suriye’de hem ekonomik hem de siyasi çıkarlarını muhafaza etmiş ve geliştirmiştir.

Bahse konu olan sürecin başlangıcını Afganistan teşkil etmektedir. Sovyet işgalinin ardından bu bölgede ortaya çıkan direniş gruplarına ABD başta olmak üzere çok yoğun bir destek verilmiştir. Bu destekler ile Afganistan-Pakistan sınırındaki mücahidlere bir ziyaret gerçekleştirmiş ve burada yaptığı konuşmada 2 milyon sterlin silah yardımı daha yapacaklarının sözünü vererek, “Hür dünyanın kalbi sizinle birliktedir” ifadelerini kullanması, bu desteğe verilebilecek en önemli örneklerden biridir.(1) Ayrıca bu husustaki diğer bir örnek ise, ABD Başkanı Ronald Reagan’ın 1983’te, Afganistan’daki mücahidlerin liderlerini Beyaz Saray’da ağırlaması olmuştur.(2)

Kendi Terörünü Üreten ABD

Sovyetler’in Afganistan’da büyük bir hezimete uğrayarak 1989’da Afganistan’dan çekilmesi, Batıdan olağanüstü bir destek alan direniş örgütlerini bu bölgede bir iç çatışmaya sokmuştur. Bu çatışma ortamı ise Afganistan’da bir ‘fail state’ durumu yaratarak, Soğuk Savaş sonrası dünyayı 11 Eylül Saldırıları ile adeta yeni bir döneme sokan El Kaide’yi türetmiştir. Afganistan’da ortaya çıkan El Kaide terör örgütü ABD’nin hem Afganistan’a, hem de Irak’a müdahalesinde temel faktör olmuştur.

11 Eylül 2001 tarihinde ABD, tarihinin en büyük saldırısını yaşamıştır. Bu tarihten itibaren terör tehdidi, devletlerin kendi iç sorunları olmaktan çıkarılıp uluslararası bir anlam kazanmıştır. Bu yazıda önemle altını çizilmek istenen husus; ABD’nin, en önemli koalisyon ortağı İngiltere’yle birlikte, 11 Eylül ile en üst seviyeye çıkan uluslararası terörizm tehdidini, Müslümanlık üzerinden tüm dünyaya servis ederek, Müslümanlığı ve dolayısıyla siyasal İslam’ı terörize etmesidir.

Tüm bu politikalarını gerçekleştirirken ise, Afganistan’da kendi eliyle besleyerek ortaya çıkmasına sebebiyet verdiği ‘El Kaide’ tehdidini ve onun bir uzantısı konumunda bulunan IŞİD’i öne sürmüştür. Fakat özellikle 2003 yılındaki Irak işgali incelendiğinde, temel amacın Irak’taki terör tehdidini ortadan kaldırmak olmadığı, bölgedeki enerji kaynakları üzerinde hakimiyet kurarak buradaki gelirden en büyük payı almak olduğu görülmektedir.

Ayrıca yine Ortadoğu’da gerçekleştirdiği silah satışı üzerinden kazandığı finansal kazanç, ‘terörle mücadele’ söyleminin önüne geçen diğer bir çıkar faktörü olarak kendini göstermektedir. Bütün bu politikaları gerçekleştirirken, atacağı adımlara uluslararası kamuoyunda meşruiyet kazandırmak amacıyla başına ‘İslam’ kelimesini koyduğu ‘İslami Terör’ ile mücadeleyi öne sürmüştür. Bu durum aynı zamanda Batı toplumlarının gözünde Müslümanlığın terör ile bağdaşmasına neden olmuştur.

Petrol Savaşı

Konuyu örneklendirmek gerekirse, Irak’ın işgalinden bir kaç ay öncesine giderek bir takım örnekler vermek yerinde olacaktır. The İndependent gazetesinin yayınladığı, Bilgi Edinme Yasası kapsamında elde edilen 1000’den fazla belgeye göre, İngiliz hükümet yetkilileri Ekim-Kasım 2002 arasında BP ve Shell yöneticileri ile en az beş kez görüştüğü ortaya çıkmıştır.(3)

Belgeler, ABD ile İngiltere’nin dünyanın en büyük petrol şirketleri BP ve Shell’in Irak’taki petrol varlığından ne kadar pay alacağının pazarlığını yaptığını içeriyor. Örneğin belgedeki tutanaklarda, Irak’ın işgalinden beş ay önce İngiltere Ticaret Bakanı Elisabeth Symons ile BP ve Shell arasında bir toplantı gerçekleştirildiği, bu toplantı esnasında Symons’un, İngiltere Başbakanı Tony Bliar’in, Amerikan planlarına sunulacak askeri destek karşılığında, ödül olarak İngiliz şirketlerine Irak’ın rezervlerinden pay verilmesi gerektiğini söylediği geçmektedir.

Çöl Fırtınası Operasyonundan bir kare

Bir diğer belgede ise, BP’nin Dışişleri’yle yaptığı görüşmelerde “Irak uzun zamandan beri gördüğümüz her şeyden daha önemli” yorumunu yaptığı geçmektedir. Özellikle Tony Bliar’ın tutanaklarda, ABD’ye askeri destek için müzakeresiz şart koşması, İngiltere’nin önceliğinin terörle mücadele değil bölgedeki enerji kaynakları olduğunu göstermektedir.

Benzer İşler

Bir diğer örneği Irak ve Suriye’deki ABD faaliyetleri üzerinden vermek mümkün. ABD’nin 2010 yılında Irak’taki kuvvetlerini çekmesi ile güç kazanan IŞİD’in, 2015 yılına kadar gerek Irak’ta gerekse de Suriye’deki hakimiyet alanı kazanmasına özellikle ABD tarafından herhangi bir ciddi müdahalede bulunulmamıştır. Bu süreç içerisinde IŞİD gerek bölgede, gerekse de Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde terör saldırıları gerçekleştirmiş, yayınladığı infaz videoları aracılığı ile küreselleşmenin de getirdiği imkanları kullanarak tüm dünyaya korku salmıştır. Bu noktada altı çizilmesi gereken husus, IŞİD’in gerçekleştirdiği terör eylemlerinin uluslararası basında ‘İslami cihat’ vurgusu ile veriliyor olmasıdır. Nitekim 11 Aralık 2014’te BBC News’teki bir haberde, dünyanın çeşitli bölgelerinde gerçekleştirilen bir aylık terör saldırıları yalnızca ‘Jihadist attacks’ vurgulamalarıyla verilmiştir.(4)

 

IŞİD terörünün özellikle Batıda nasıl terör ile bağdaştırıldığına güncel bir örnek vermek gerekirse Almanya Başbakan’ı Angela Merkel’in 2 Şubat 2017’deki Türkiye ziyareti önem arz etmektedir.

Merkel bu ziyaretinde yaptığı basın toplantısı sırasında IŞİD ile mücadeleyi kastederken ‘İslamist terörle mücadele’ ifadesini kullanmıştır.(5)

Dünya kamuoyuna servis edilen İslam ve terör bağdaştırması, özellikle ABD’nin Suriye sahasında bunu bir avantaj olarak kullanmasına neden olmuştur. Bu bağlamda Rakka ve Deyrizor operasyonlarını ele almak doğru olacaktır. Rakka ve Deyrizor’un Suriye sahasındaki önemi; enerji alanındaki stratejik konumudur. Bu iki kent, Suriye’de en çok petrol ve gaz rezervinin bulunduğu iki bölgedir. Nitekim ABD’nin IŞİD ile mücadele meşruiyeti altında hedef aldığı bölgeler buralardır ve 2017 yılı itibariyle iki bölgede IŞİD’den arındırılarak ABD’nin bölgedeki taşeronu olan PKK/PYD’nin kontrolüne girmiştir.

Fakat özellikle Rakka operasyonu incelendiğinde, ABD’nin gerçekleştirdiği hava harekatlarında savaş suçu işlediği, sivillerin yoğunlukta yaşadığı bölgelerde kimyasal silah olan fosfor bombasını kullandığı tespit edilmiştir. Fakat bir yaptırımdan ziyade, Uluslararası kamuoyunda yankı dahi uyandırmamıştır. Buradaki temel neden insanların algısında oluşturulan İslam-terör bağdaştırmanın rolü vardır. Eğer Rakka’da yoğunlukta bir Yahudi veyahutta Hristiyan sivil nüfus yaşasaydı ABD bu sivil katliamlarını bu kadar rahatça gerçekleştirerek bölgedeki çıkarlarına hakim olabilir miydi?

KAYNAKÇA
1. “UKGB Prime Minister Thatcher Publicly Supports Mujahideen (1981)”
https://archive.org/details/UKGBMujahideen1981 (Erişim tarihi: Ocak 2018)
2. “U.S.-Jihadist Relations (Part 1): Creating the Mujahedin in Afghanistan”
https://www.huffingtonpost.com/akbar-ganji/us-jihadist-relations_b_5542757.html (Erişim
Tarihi: Ocak 2018)
3. “İşgal Öncesi Petrol Pazarlığı Belgelendi” Milliyet, Nisan 2011.
4. “Jihadism: Tracking a month of deadly attacks”, BBC, Aralık 2014.
https://www.bbc.com/news/world-30080914 (Erişim Tarihi: Ocak 2018)
5. “Erdoğan ile Merkel arasında ‘İslamist terör’ diyaloğu”, BBC, Şubat 2017
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38844984 (Erişim Tarihi: Ocak 2018)

Etiketler:
VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE